YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI

DİL, DİLLER VE DİLİMİZ      

 

         Milletler dilleriyle var olur ve yaşarlar. Dil olmazsa millet de olmaz. Dilin bizi bir arada tutmak ve millî kimliğimizin oluşmasını sağlamak gibi çok önemli görevleri vardır. Olgun ve kişilik sahibi bir insanın ferdî ve millî şahsiyeti de ancak dili ile gelişir, geleceğe dair tahayyül ve tasavvurları da yine ancak dili vasıtası ile hayat bulabilir. Dolayısıyla dil, hayatımızı anlamlı kılan en önemli varlığımız, millî kültürümüzün en önemli, en canlı öğesi, Alberto Manguel’in de dediği gibi, “bizim ortak payandamızdır.”  

         Her ülkede dili işleyen ve zenginleştirenler, öncelikle sanat, edebiyat, kültür, ilim ve fikir adamlarıdır. Dilin her türlü duygu ve düşünceyi ifade edebilecek bir olgunluğa ve zenginliğe ulaşması, ancak onların çok titiz ve dikkatli gayretleri ile mümkün olabilir. Cemil Meriç, “Dili şairler yoğurmuş, düşünceyi şairler uysallaştırmıştır.” der. Onlar bu çok önemli görevi, elbet masa başına oturup gönüllerince yeni kelimeler icat ederek ya da yabancı kökenli olmakla beraber Türkçeleşmiş, dile yerleşmiş, tarihî süreç içinde pek çok değerli esere vücut vermiş kelimeleri dilden atarak değil, mevcut dili işleyerek, kelimelere yeni anlamlar yükleyerek, onları yerli yerinde ustaca kullanarak ya da dilin yapısına ve dilbilimin kurallarına uygun yeni kelimeler üreterek yaparlar. Bu tür yeni kelimelere kimsenin bir itirazı olamaz. Zaten itiraz eden de yoktur. Çünkü Türkçe buna çok elverişli bir dildir. Eğer amaç dile yeni kelimeler kazandırmaksa izlenecek yol budur. O itibarla, dilin yapısına ve kurallarına uygun olmayan kelime uyduranlarla o kelimeleri kullananlar, gerçekte dile hizmet etmiyor, tam tersine dili kısırlaştırıyor, onun ifade gücünün zayıflamasına yol açıyorlar. Yine Cemil Meriç’in dediği gibi, “Uydurma dil, tarihten kaçanların dilidir.” Zaten bizden başka dünyada aydınların, sanat, edebiyat ve fikir adamlarının masa başına oturup yeni bir dil meydana getirdikleri de görülmemiştir. Maalesef bu bize has bir aymazlıktır.

         Öte yandan, bir dilin başka dillerden kelime alması son derece tabiidir. Bu tarih boyunca hep böyle ola gelmiştir. Zira bir dili konuşanlar, dağların tepelerinde ya da engin ve karanlık ormanların derinliklerinde birbirinden habersiz, medenî âlemden uzak ve kopuk bir şekilde yaşayan ilkel kabileler dışında, dünyada tek başlarına yaşamıyorlar ve yaşayamazlar. Onlar farklı dilleri konuşan daha birçok toplulukla birlikte yaşarlar ve bunlar arasında sosyal, siyasî, ekonomik, kültürel, askerî vb. bakımlardan çok çeşitli temaslar söz konusudur. O itibarla diller arasında kelime geçişlerinin olması yadırganacak bir durum değildir. Burada önemli olan, başka dillerden alınan kelime, deyim ve kavramları, ana dile mal etmek, ona kazandırmaktır. Bir dili zenginleştiren, onu bir kültür, medeniyet ve edebiyat dili olarak güçlü hâle getiren de onun bu özelliğidir. İngilizce, Fransızca, Almanca başta olmak üzere Batı dillerinden çoğu, Latince ve Yunanca asıllı kelimelerle doludur. Ama onlar bundan hiç şikâyet etmezler. Tam tersine, bunun dillerini zenginleştirdiğini söyler ve bununla övünürler. Türkçe de başka dillerden aldığı pek çok kelimeyi kendi yapısına ve kurallarına göre Türkçeleştirmiş ve kendine mal etmiş güçlü bir dildir. “Türklük, İstanbul lehçesi denen güzelliği dört yüz senede yaratmıştır.” diyen Yahya Kemal, atalarımızın yabancılardan bir kelimeyi aldıkları zaman o kelimeye yeni bir şekil verdiklerini, onu Türk kılığına soktuklarını söyler, örnek olarak da Rumca “Ayanikola”nın İnegöl, “Azeriyanapolis”in Edirne yapılışını gösterir. Bayrak Şairimiz A. Nihat Asya da, Ağıt adlı şiirinde, “Sangaryos” u Sakarya,“İyonkom”u Konya yapan dilimizin aynı özelliğine vurgu yapar. Bu tür örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür. Sözgelimi günlük hayatımızda çok kullandığımız “düşman, merdiven, ateş, pencere, beraber, bülbül, kavga, şehir, çeşit, çeltik”  Farsça; “şiir, şehit, cüzdan, aile, şehriye, terbiye, minare, manzara, mektep, mehtap, maşallah, medeniyet, cep, ceviz, mevsim, masal”  Arapça; “banka, marangoz, lamba, kanal, maske,” İtalyanca;  “kiraz, liman, anahtar, avlu” Yunanca; çay vb. gibi Çince kökenli pek çok kelimeyi dilden atmak bize ne kazandırır? Sadece dili fakirleştirir ve onun ifade gücünü zayıflatır. Bu ve benzeri kelimeler dilimize ve kültürümüze mal olmuş kelimelerdir, onlar artık bizim de kelimelerimizdir. Öyle sanıyorum ki, bu kelimeleri kullanmayan, anlamlarını bilmeyen insanımız yoktur. Zaten bu kelimeler geldikleri dillerde de bizim telaffuz ettiğimiz şekilde telaffuz edilmezler.

       Kısacası dünyada ilkel kabile dilleri hariç “öz” bir dil yoktur. Bugün biz her alanda dilde yozlaşmanın acı meyvelerini toplamakla meşgulüz. Liseyi bitirmiş çocuklarımız, bırakın Cumhuriyet öncesini, sonrasında yazılmış eserleri okuyup anlamakta bile zorlanıyor, doğrusu kusursuz bir Türkçe cümle kurmayı da pek beceremiyorlar. Gerçi onlar artık Türkçe konuşmaktan da pek hoşlanmıyorlar; entel takılıyor ve “internet diliyle” konuşmayı seviyor ve tercih ediyorlar. Bunu çağdaş ve medenî olmanın bir gereği olarak görüyorlar. Şehirlerimizin cadde ve sokakları, Türkçenin suyu çıkmış gibi yabancı kelime ve marka isimleriyle dolup taşıyor. O itibarla, bugün bizim yapmamız gereken yeni bir dil aramak, “öz ve saf” bir Türkçe” peşinde koşmak değil, başka dllerden gelen kelimelerin yerine Türkçelerinin kullanılmasını sağlamak ve elbet çocuklarımıza da dilimizi sevdirmek olmalıdır. Yerel yönetimler de bu konuda sorumluluk yüklenmeli, iş yerlerine, sokak ve caddelere yabancı asıllı kelime adı verilmesine izin vermemeli, mevcutların da kaldırılmasını da teşvik etmelidir.  Unutmayalım, dilini kaybeden bir millet varlığını sürdüremez.

SANAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELERYAHYA KEMÂL VE TÜRKÇEATATÜRK VE TÜRKÇEDİN VE TOPLUM İLİŞKİSİ ÜSTÜNEÖNCE ŞİİR VARDIİNSAN GÖNLÜNDEN İBARETTİRKÜLTÜR, DİL VE EĞİTİM-ÖĞRETİMDİL, DİLLER VE DİLİMİZ      OKUMAK VE YAZMAK ÜSTÜNESEVGİ, HOŞGÖRÜ VE DOSTLUK Yazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
BİR ÖLÜMÜN ARDINDAN
Osman KARA
Atilla ÇİLİNGİR
TARİHİMİZE NOT DÜŞEN GERÇEKLER… (Zaman Asla Kaybolmaz)
Atilla ÇİLİNGİR
Mustafa GENÇ
KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN BAZI NEDENLERİ
Mustafa GENÇ
M. Halistin KUKUL
HER ŞEY SEVMEKLE BAŞLAR
M Halistin KUKUL
Mustafa ÖZDEMİR
SEMERKANT
Mustafa ÖZDEMİR
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
SANAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU