YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI

ATATÜRK VE TÜRKÇE

      Farklı inanç ve etnik yapıdaki insanları bir millet hâline getiren ve bir arada tutan, şüphesiz onların ortak bir kültüre sahip olmalarıdır. Millî varlığın temeli olan bu kültürün en canlı, en önemli unsuru da, insanlar arasında iletişimi ve konuşup anlaşmayı sağlayan araçların en başında gelen dildir. Millet dil demektir; diliyle var olur, diliyle yaşar. Dilini kaybeden millet her şeyini kaybeder, yok olur gider. Çünkü insan kendisini diğer insanlara dili ile anlatır, çevresinde olup bitenleri de yine ancak dili ile anlar ve kavrar. Dilin yerini başka hiçbir şey tutmaz.  Atatürk, yakın dönem tarihimizde bu gerçeği çok iyi kavrayan, bu sebeple de dil, kültür, millet ve tarih konuları üzerinde ısrarla duran müstesna bir devlet adamıdır. “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.” diyen Atatürk’e göre, Türk milletinin dili Türkçedir. Türk demek, dil demektir. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.

      Atatürk millî kültürün temel unsuru olan dille ilgili çalışmaları neredeyse Cumhuriyetle birlikte başlatmıştır. 1928’de Lâtin harfli alfabenin kabulü, 1932’de Türk Dil Kurumu’nun kurulması, 1932,1934 ve 1936 yıllarında toplanan üç Türk Dili Kurultayı,  yine 1936’da Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nin kurulması hep bu çalışmaların bir sonucudur. O, bütün bu çalışmalara bizzat öncülük etmiş, toplantılara katılarak kendi görüşlerini dile getirmiş, Türkçe’nin sadeleşmesi için canla başla çalışmıştır. Bir ara, “Güneş-Dil Teorisi” ne de ilgi duymuş, Türkçeyi sadeleştirme konusunda bu teoriden faydalanmayı bile düşünmüştür. Bilindiği üzere, Türkçe’nin diğer bütün dillerin kaynağı olduğunu ileri süren bu teori, Türkçe üzerine çalışmalar yapan, bu konuda bir de kitabı bulunan Avusturyalı dil uzmanı Hermann V.Kvergic’in görüşlerinden yola çıkılarak geliştirilmiş ve benimsenmiştir. Teori, dilimiz açısından elbet gurur verici ve güzel bir fikirdi, ama adı üstünde, bir teori, bir nazariye idi. İlmî hiçbir değer taşımıyordu. Dillerin yapısına, bir dilin tarihî süreç içindeki oluşumuna ve gelişmesine uygun değildi. Öte yandan, bir süredir büyük bir hızla devam etmekte olan dilde tasfiye ve sadeleştirme hareketi bir hayli hızlanmış, bu teorinin getirdiği olumlu havayı da arkasına alan sözüm ona dilsever birtakım yazar ve sanatçının dilin tabii yapısına aykırı olarak ürettiği kelimelerle, Türkçe neredeyse konuşulup anlaşılamaz bir hal almıştı. Sonunda Atatürk o üstün öngörüsü ile “dilin bir çıkmaza” doğru sürüklendiğini sezmiş ve 1937 yılında halkın konuşup anladığı Türkçede karar kılınmasını isteyerek tasfiye ve sadeleştirme çalışmalarına son vermiş ve bu işi dil uzmanlarına, kendi deyimiyle “işi ehline” bırakmıştır.

        Aslına bakılırsa bizde dili sadeleştirme çalışmaları Tanzimat’la başlamıştır. İbrahim Şinasi (1826-1871), 22 Ekim 1860’da çıkmaya başlayan ilk özel gazetemiz olan Tercüman-ı Ahval’in “mukaddime”sinde (önsöz), gazetenin halk için olduğunu, dolayısıyla da halkın anlayabileceği bir dille yazılması gerektiğini belirtiyor ve yazılarını giderek halkın anlayabileceği bir dille kaleme alacağını söylüyordu. Zaman zaman kesintiye uğrasa da bu yoldaki çalışmalar hep devam edegeldi. Büyük vatan şair Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944)’un 1898’de yayımlanan Türkçe Şiirleri bu konuda çok önemli bir dönüm noktası oldu. Önceki asırlarda bünyesine aldığı Arapça, Farsça ve Fransızca kelime ve kuralları zaman içinde büyük ölçüde tasfiye etmiş, bir kısmını da Türkçeleştirmek suretiyle kendi bünyesine katmayı başarmış güçlü bir dil olan Türkçe, 20. yüzyılın başlarında “Yeni Lisan ve Genç Kalemler” hareketleriyle sadeleşme konusunda bir hayli mesafe almış bulunuyordu. Bu süreç, devrin büyük şair ve yazarlarının gayretleriyle başarılı bir şekilde devam ediyordu. Yani yeni bir tasfiye hareketine gerek de, ihtiyaç da yoktu. Atatürk bunu görmüştü. Ama sanki Atatürk’ün “halkın konuşup anladığı dile dönülmesi” kararı doğru değilmiş gibi, onun ölümünden hemen sonra, daha çok genç bir edebiyatçı ve sanatçı neslinin, şairin ve yazarın öncülük ettiği yeni bir tasfiye ve özleştirme hareketi başlatıldı. 1980’li yıllara kadar yoğun bir şekilde devam eden bu süreçte, sadeleştiriyoruz, “öz”leştiriyoruz diyerek ve tam bir kelime ırkçılığı zihniyetiyle dile mal olmuş bütün kelimeleri, eğer menşe (köken) itibariyle Türkçe değilse dilden atıp, bunların yerini çoğu Türkçenin tabii yapısına uymayan kendi icatları birtakım “tilcik”lerle doldurdular. İşin garibi bütün bunları hep “Atatürkçülük”  adına yaptılar. Bu müdahaleler sonucu Türkçe, yüzyıllar içinde başka dil ve kültürlerden devşirip bünyesine kattığı kelime, kavram ve deyimlerle oluşturduğu kültürel birikimini ve kelime zenginliğini maalesef büyük ölçüde kaybetti, dolayısıyla ifade ve anlatım gücü de oldukça zayıfladı. Bugün dünyada konuşulan 8 bin civarında dil olduğu bilinmektedir. Türkçe, en çok konuşulan diller arasında Çince, İngilizce, Hintçe ve İspanyolca’dan sonra 5.sırada yer almakta, sıralama daha sonra Arapça ve Portekizce ile devam etmektedir.  Şimdi en büyük dileğimiz, yeni nesil dilcilerimizin, yazar ve şairlerimizin çok verimli çalışmalarıyla dilimizin en kısa zamanda eski gücüne erişerek yine bir kültür, medeniyet ve edebiyat dili olarak bütün Türk dünyasını kucaklamasıdır. O günleri hasretle bekliyoruz.

SANAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELERYAHYA KEMÂL VE TÜRKÇEATATÜRK VE TÜRKÇEDİN VE TOPLUM İLİŞKİSİ ÜSTÜNEÖNCE ŞİİR VARDIİNSAN GÖNLÜNDEN İBARETTİRKÜLTÜR, DİL VE EĞİTİM-ÖĞRETİMDİL, DİLLER VE DİLİMİZ      OKUMAK VE YAZMAK ÜSTÜNESEVGİ, HOŞGÖRÜ VE DOSTLUK Yazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
BİR ÖLÜMÜN ARDINDAN
Osman KARA
Atilla ÇİLİNGİR
TARİHİMİZE NOT DÜŞEN GERÇEKLER… (Zaman Asla Kaybolmaz)
Atilla ÇİLİNGİR
Mustafa GENÇ
KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN BAZI NEDENLERİ
Mustafa GENÇ
M. Halistin KUKUL
HER ŞEY SEVMEKLE BAŞLAR
M Halistin KUKUL
Mustafa ÖZDEMİR
SEMERKANT
Mustafa ÖZDEMİR
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
SANAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU