YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI

YAHYA KEMÂL VE TÜRKÇE

    Farsçanın ve İran edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan “Şehnâme” yazarı Firdevsî,  “Gerçi otuz yıl uğraştım, ama sonunda Fars dilinden İran milletini yarattım.” der.  “Milleti dilinden bağımsız tanıma ve düşünme mümkün değildir.” diyen ünlü Alman dilbilim uzmanı Wilhelm Won Humboldt’a göre de, “Milletlerin karakterleri ve kültürleri, onların dillerinden araştırılmalıdır.” Bunlar doğru tespitlerdir. Zira bir millet diliyle var olur ve diliyle yaşar. Millet hayatının devamını sağlayan, onun dilidir. Milletin geçmişi, geleceğine diliyle bağlanır. Millî kültürün en önemli öğesi olan dil, vatan sevgisinin, millî kimliğin ve millî şuurun kökleşip yerleşmesinin de en başta gelen unsurudur. “Bu dil, ağzımda annemin sütüdür.” diyen büyük şair, fikir ve kültür adamımız Yahya Kemâl’e göre, Türkün çekilmediği yerler vatandır, ancak çekildiği yerler vatan olmaktan çıkar. Vatanın kendi gövde ve ruhu Türkçedir.  

        “Dil bir realitedir, kural değildir. Ben realiteyi kabul ederim. Ben önce dili buldum, sonra şiir yazdım.” diyen Yahya Kemâl, Türkçenin bir sanat ve şiir dili olarak sahip olduğu bütün sır ve imkânları keşfederek, şiirlerine gerçekten son derece etkileyici bir dil musikisi kazandırmış olan bir şairdir. O, şiirlerinin vazgeçemediğimiz o üstün edebî zevkini, dili kullanmada gösterdiği başarıyla sağlamış gerçek bir dil ustasıdır. Dili, bir kuyumcu ustasının dikkat, itina ve titizliği ile kullanan Yahya Kemâl,  genelde dil, özelde Türkçe hakkındaki görüş ve düşüncelerini, başta Edebiyâta Dâir adlı eseri olmak üzere diğer kitap ve makaleleri ile sohbetlerinde etraflıca açıklamıştır. O, dilde bir tarihî oluşumu, kendi ifadesi ile bir “tekevvün”ü (var olma, meydana gelme, oluşma, vücut bulma, vücuda gelme) kabul eder. Ona göre, millî bir Almanca, millî bir Fransızca ve millî başka birçok diller gibi, bir de tarihî zaman içinde yavaş yavaş oluşan, gelişen ve millileşen bir Türkçe vardır.  Ona göre, bizi ezelden ebede kadar bir millet hâlinde koruyan, birbirimize bağlayan işte bu Türkçedir. Bu bağ öyle metîn bir bağdır ki vatanın hudutları koptuğu zaman bile kopmaz, hudutlar aşırı bizi birbirimize yine bağlı tutar. Ama mekânlar değiştikçe dillerin kaynaşması, birbirlerini etkilemeleri de gayet tabiîdir. Bir dil diğer dillerden elbet kelimeler alacaktır. Önemli olan o kelimeleri kendi bünyesine katmak ve kendi hançeresine göre telâffuz edebilme başarısını gösterebilmesidir. Türkçe, başka dillerden aldığı kelimeleri Türkçeleştirmek ve kedisine mal etmek hususunda da başarılı olmuş güçlü bir dildir. Atalarımız, başka dillerden bir kelime aldıkları zaman, o kelimeye yeni bir şekil verirler, onu Türkün hançeresine ve dil zevkine uygun bir hale getirirlerdi. Onların dil zevkinin ölçüsünü ve kalitesini görmek için, fethettikleri yerlerdeki şehir adlarını nasıl değiştirdiklerine bakmak yeterlidir. Şu örneklerde olduğu gibi, atalarımızın dilinde kalın Rumca isimler incelmiş; Ayanikola İnegöl olmuş,  Naksus Nakşe olmuş, Azeriyanapolis Edirne olmuş, Karyamus Kerpe olmuştur. Türk kültürünün gücünü koruduğu devirlerde, yabancı kelimelerin Türk kılığına nasıl sokulduğunu gösteren böyle daha binlerce kelime vardır. Yahya Kemâl’e göre bu özelliği Türkçeye çok şeyler kazandırmış, onu zenginleştirmiştir. Ona göre Türklük, İstanbul lehçesi denilen güzelliği dört yüz senede yaratmıştır. Zira diller, değişerek gelişen varlıklardır. Bir milletin hayatı ile birlikte onun dili de sürekli olarak değişir. Çünkü kültürü, sanat ve edebiyatı olan her medenî millet, ilkel kabileler gibi bir dağ başında tek başına yaşamaz. Onun farklı dilleri konuşan komşuları olduğu gibi, çeşitli sebeplerle ilişki kurduğu daha başka toplumlar da vardır. Milletler arasında kurulan ve zamanla gelişen bu ilişkiler, karşılıklı olarak onların kültürleri üzerinde de etkili olur ve doğal olarak dilleri arasında kelime alış-verişleri ve geçişleri de yaşanır. Ayrıca her millet, dilinin temel sistematiğini ve yapısını bozmadan, hayatına giren yeni kavramlara, eşyalara, duygu ve düşüncelere ad olmak üzere yeni kelimeler de üretebilir. Bütün bunlar, bir dili zenginleştirir, onun ifade gücünü ve yeteneğini artırırlar.

          Yahya Kemâl’e göre, yaşayan dil, halkın konuştuğu dildir. Her halk içinde yaşadığı mekânın, kendi ikliminin dilini söyler, onunla konuşur, onunla anlaşır. O itibarla, dilde yerleşmiş kelimelerin birilerinin keyfi için yerlerini değiştirmeleri mümkün değildir. Kelimelerin manaları ancak milletlerin ruhu değiştiği zaman değişir. Dile kural konulmaz. En doğrusu: "Türk milleti böyle söylemiş" demekten başka kural yoktur.  İstanbul’da zindan, Anadolu’da zından deniyor, İstanbul’da elma, Anadolu’da alma derler.  En iyisi :” diyebilmektir.

KİTAP VE OKUMAK ÜSTÜNE (1)İŞSİZLİK VE KALKINMA ÜSTÜNEKALKINMA KÖYDEN Mİ, ŞEHİRDEN Mİ BAŞLAMALI?KİTAP, BİLGİ VE KÜLTÜR CAHİLLİK, FENALIK, TEMBELLİK, AKIL VE İLİM (2)CAHİLLİK, FENALIK, TEMBELLİK, AKIL VE İLİM (1)MİLLET, MİLLÎ KÜLTÜR VE ATATÜRKÇANAKKALE SAVAŞLARI VE ÇANAKKALE RUHUBAYRAMLAR VE NEVRUZ (BAHAR BAYRAMI-2)KÜLTÜR VE MİLLET İLİŞKİSİ ÜZERİNE (2)Yazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
BU AÇIK BİR İSTİLADIR
Osman KARA
Prof. Dr. Mustafa ÖZDEMİR
İLK ADIM İSKELESİ
Prof Dr Mustafa ÖZDEMİR
Atilla ÇİLİNGİR
‘’19 MAYIS 1919’’ BAĞIMSIZLIĞIMIZA ATILAN İLK ADIM
Atilla ÇİLİNGİR
Mustafa GENÇ
RAMAZAN SONRASI MÜSLÜMAN’A DOKUNMAK…
Mustafa GENÇ
M. Halistin KUKUL
O, BİTTİ BEYİM
M Halistin KUKUL
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
KİTAP VE OKUMAK ÜSTÜNE (1)
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU