YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

M. Halistin KUKUL

GENÇLİĞİM EYVAH

      Peşinen söyleyeyim ki, gençlik, alenen savruluyor!..

     Ümitsizlik, hedefsizlik, hangi yaşta bulunurlarsa bulunsunlar, durum, vahamet arzetmektedir.

     Târih, bize, en mükemmel şahittir. Dönüp de ona baktığımız zaman, şâyet onu iyi okuyup tahlil etmesini bilirsek çağımızın ihtiyaçlarını ve bu meyanda gençliğimizin de sıkıntılarını rahatlıkla çözebiliriz.

       Her dönemin, her çağın, her zamanın, teknolojik gelişmelere göre sağladığı avantajlar ve dezavantajlar vardır.

      Başta millî eğitim olmak üzere, bu ‘avantajlar ve dezavantajlar’ görülmeli, iyi tespit edilmeli ve çâreleri bulunmalıdır.

     Bugünün çocuğu ve genci, bırakınız  elli sene evvelini, on sene evvelinkiyle mukayese edilmemelidir. Her ân, yeni değişmeler ve yeni gelişmeler olmaktadır. Bunlara ayak uydurabilmek için, gerekli, ahlâkî, ilmî ve meslekî tedbirler alınmalıdır.

      “Darbelerde Harbiye Olmak” adlı kitabımda yazdım: 1953 veya 1954 yılları olabilir. “Telefonu da ilk defa bu yıllarda görmüştüm. Şaziye Öğretmen, bizim sınıfı topluca  postahâneye götürmüştü. Çarşının ortasında, Merkez Câmisi’ni geçtikten sonra sağ kolda gıcırdayan tahta merdivenleri çıktıktan sonra, merdiven başında durdurulduk. Bazılarının boyu, önümüzdeki tahta tezgâhın ötesini görmemizi zorlaştırıyordu. İçerden bir adam, elinde siyah bir âleti kaldırarak, “Çocuklar, işte bu telefondur!” dedi ve böylece telefonu görmüş olduk. Tabiî ki, bir de görüşme yaptı. Ahizeyi kaldırdıktan sonra diğer eliyle yine siyah olan bir kolu  birkaç kez çevirerek birine: “Alo!..Alo!..” diye  seslendi. Böylece telefon açmayı ve telefonda konuşmayı da öğrenmiş olduk!...” (Bknz. M. Halistin Kukul, Darbelerde Harbiyeli Olmak, PANKUŞ Yayınları, Ankara, Şubat 2021, Sf. 47)

    Şimdi mi? Okula gitmeyen çocukların elinde, binbir marifetli cep telefonları!..İmkânı olan her âile mensubunda birer son model cep telefonu!..

     Fakat bir şey var ki, bunların getirdiği mes’uliyetler de vardır!..Bunları söylerken, gençlik keyif  çatıyor veya çatsın demek istemiyoruz: İnsan gibi yaşama imkânına kavuşsun/kavuşturulsun, kendine fırsat tanınsın ve o da, mücâdelesini versin!..Babasının emeğini ve parasını değil, kendininkini harcasın!..

       Bugün; kitap başta olmak üzere, buzdolabı, çamaşır makinesi, bilgisayar ve cep telefonu, bir genç için “lüks” değil, birer ihtiyaçtır/ihtiyaç olmalıdır. Türk gencinin, gelişmiş ülkelerin gençliğiyle yarışabilmesi için, ona, teknolojinin sunduğu fırsat, şart ve imkânları hazırlamak ve temin etmek lâzımdır.

     Bilinmelidir ki, bizim gencimize, fırsat ve imkân verildiği takdirde yapamayacağı hiçbir şey yoktur.

      Bugünün genci, dünyâ ile yarışabilmek için bunlara sahip olmalıdır. Başka türlü bir yarış mümkün değildir!

     Hiç kimse; kendinden öncesini yaşayamaz; ancak, târih okuyarak empati kurar.

      Muhakkaktır ki, her yaşın, kendine mahsus özellikleri vardır. Bu “özellikler”, zamana bağlı olarak değişim gösterirler. Her insan, bu dönemlerini lâyıkıyla  yaşamak hakkına sâhip olmalıdır. Bu hakkı, kendisine tanıyacak ve yaşatacak olan da, içersinde bulunduğu toplumu temsil eden Devlet’tir.

      Çünkü; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. Maddesine göre:  “Herkes yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Yaşama hakkı, bütün hakların temelidir.”

      Kaldı ki, Anayasaya göre, her Türk vatandaşının öğrenme hakkı da vardır.

      Her zamanın gencinin, bulunduğu döneme  göre ‘ihtiyacı’ vardır ve elbette, bunlar da farklıdır.

       “Bulunduğu/yaşadığı dönem” ve bu döneme dâir “ihtiyaç” mes’elesi en mühim ve üzerinde dikkatlice ve ihtimamla durulması gereken husustur.

         P(i)sikologların, pedagogların inceleyip ilgili makamlara telkin ve tavsiye etmeleri gereken mes’ele budur.

        Bundan altmış sene evvelki benim yirmili yaşlarımdaki usûlleri, şu andaki gençlere uygulamaya kalkarsanız, cinnet olur ve büyük vebâl altında kalınır.

        İnanınız; şu anda, mantık olarak fazla bir değişiklik de yoktur. Ne yazık ki, hem çocuk ve hem de genç p(i)sikolojisine nüfûz edilememektedir.

      Bugün, bir genç, borçlu olarak üniversiteyi bitirmektedir. Tabiî ki, üniversiteye girişteki yanlışlıklar  da çığırından çıkmıştır.

      Ortaöğretimdeki ders sayısı ve  kitaplarındaki hantallık, iç muhtevâdaki gereksiz bilgilerin ardından, her köşe başına üniversite adında tabela okulları açılması yegâne sebep olarak görünse de, öğretmen ve öğretim üyesi yetiştirilmesinin de bu gerilemede önemli yeri bulunmaktadır.

     Bugünün genci; sınıflarının hâricinde, zamanlarını kütüphânelerde geçirmek zorundadır. Kütüphânelerimiz yeterli midir? Kütüphâneleri tıklım tıklım doldurabilecek sistemi kurabildik mi?

    Bugünün genci; ister tıp, ister mühendislik, ister hukuk, ister öğretmenlik okusun, kendini hayata hazırlayacak, değişik kültür kitaplarına zaman ayırmaya ihtiyaç duymalıdır. Bunun için imkânları mevcut mudur?

     Bugünün genci; şiir, roman, hikâye, deneme okumalı ve yazma gayretinde bulunmalı; tiyatroya gidebilmeli, mûsıkîyle ilgilenebilmelidir. Bunlara hem zamanı ve hem de imkânı olmalıdır.

    Bugünün genci; s(ı)por yapmalı: Voleybol, futbol, masa tenisi, yüzme, basketbol sahalarında kendini göstermelidir.

      Fikrî-bedenî ve kalbî zenginliğe ulaşamamış insan, nasıl mes’ut olabilir ve faydaya yönelebilir!..

     Hâlbuki; bugünün genci, liseye ve ardından üniversiteye girebilmek için çırpınmakta, âdeta sıkboğaz edilmektedir. Sakın ha, çocuklar ve gençlere gevşek davranılsın, incinmesinler değil; ifade ettiğim gibi, fikrî ve bedenî hangi şeye ihtiyaç varsa, bu sahalarda, vargüçleriyle yorulmalıdırlar. İlim, san’at ve s(ı)porla meşgul olan hiç kimse pişman olmamıştır.

    Bugünün genci; üniversitede çok zor şartlarda tahsilini sürdürmektedir. Bilgisayarı yoktur. Yaygınağa (internete) sâhip değildir. Arzu ettiği bilgiye ulaşmakta imkânsızlıklar yaşamaktadır.

    Bunun da ötesinde; bu gençlerimizin çoğu, tıpkı çok sayıda ‘büyüğü gibi’, teknolojiyi kullanmayı bilememekte; onu,  bir ‘oyun-eğlence vâsıtası gibi’ görmektedir.

    Üniversite; bina demek değildir. Üniversite; yetişmiş öğretim üyesi, kitap/kütüphâne, laboratuvar, konferans salonu  ve  s(ı)por tesisi demektir. Bilgi üretim merkezidir.

     Ne yazık ki; son zamanlarda, bâzı üniversitelerden bâzı fakülteleri ayırarak, bir tabelâyla ‘yeni üniversiteler’ açılmıştır. Bununla; küçücük ilçelerde bile, sâdece esnafa gelir temin etmekten başka bir faaliyeti bulunmayan yüksek okullar açılmıştır. Ve ne yazıktır ki, ara eleman yetiştirme hedefinde bulunan bu okulları, vatandaş da, dünyaya açılan ilmî çalışmaların yapıldığı yerler sanmaktadır.

     Bunun böyle olmadığını milletlerarası istatistikler ap-açık ortaya koymaktadır. Dünya üniversiteleri arasındaki yerimiz çok gerilerdedir. 

     Bugünün gençliği; üniversiteye giriş, üniversitede okuma zorluğunun ardından, mezuniyetinden sonra iş bulma sıkıntısı yaşamaktadır. Öyle ki; bir mühendis, bir kargoda, bir öğretmen adayı bir inşaatta çalışmak durumunda kalmaktadır.

     Bugünün işsiz gencinden, tahsili süresinde aldığı ‘kredi’ geri istenmektedir. Tabiî ki, ödemesi mümkün değildir. Bu defa, ödenemeyen bu ‘kredi borcu’ üzerine ‘faizli’ borç tahsiline başlanmaktadır.

      Bugünün genci; ekonomik, sosyal ve p(i)sikolojik bunalım geçirmektedir.

      Gençliğini hakîr görenler; ona, beddua edenler, gençlik p(i)sikolojisini anlamadıkları gibi, Türk milletinin geleceğine de saygı duymamaktadırlar. “Gözünüze dizinize dursun!” demek, ne ağır sözdür!..

      Daha önce de yazdım: Kara Harp Okulu’nda okuduğum  dönemde, 27 Mayıs 1960 darbesinin lideri olan zamanın Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, 24 Ekim 1962 târihinde, bir merasim sonrası bize hitabında şöyle seslenmişti: “Gençliğinizin kıymetini biliniz. Gençliğinizde yarınlarınız için lüzumlu bilgileri hazırlayınız ve kazanınız. Karakterli olunuz. Karaktersiz bilgi bir felâkettir. Gençlik bir hazinedir, onu harcamasını iyi bilin arkadaşlar!” (Bkn. M. Halistin Kukul, Darbelerde Harbiyeli Olmak, Pankuş Yayınları, İstanbul 2021, Sf. 120)

      Cemal Gürsel,  bir askerdir. Orgeneral’dir. 27 Mayıs 1960 darbe döneminin Cumhurbaşkanı’ydı. Yanlış okumadınız, darbe dönemi!..Buna rağmen yukarıdaki cümlelerini dikkatle okuyunuz. Ondaki nezâkete bakınız!..Ne yazık ki, insanına ve gençlerine böyle cümlelerle hitap eden devlet adamlarını arıyoruz!..

     Sözü; Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevî adlı eserinin beşinci cildindeki bir sözüyle bitirelim:

    “Öğrenilmiş bilgiyi yeter buluyorsun; gözünü, başkasının mumuyla aydınlatmışsın.

     O da, iğreti mala sahip çıktığını, er olmadığını bilesin diye mumunu, önünden kapıverir.

     Ama şükreder, çalışırsan, çabalarsan, gam yeme; bunun gibi yüzlercesini verir sana”.

   (Bknz. Mesnevî ve Şerhi, Abdülbâki Gölpınarlı, Kültür Bakanlığı Yayını, Ankara 2000, Sf. 175)

     Gençliğin hayâlleri elinden alınıyor. Hayâlsiz insan, ülküsüz, maksatsız ve hedefsiz insandır. Buna ise, hiç kimsenin hakkı yoktur.

Beyitlerle MEMLEKET MANZARALARI-2“STRATEJİK GÖÇ MÜHENDİSLİĞİ”MEMLEKET MANZARALARI-1TÜRK DÜNYÂSI TÜRKÇESİTÜRKÇE’NİN HAZÎN GÜNLERİTÜRKİSTAN’DA ZAMANHER ŞEY SEVMEKLE BAŞLARGİRDAP/ASKERÎ OKULLARDA KATLİAMGENÇLİĞİM EYVAHDİLİMİZDEKİ DİKENLER (Uydurma ve Yabancı Kelimeler)Yazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
ARAPLAŞIYOR MUYUZ DİNDARLAŞIYOR MUYUZ?
Osman KARA
M. Halistin KUKUL
Beyitlerle MEMLEKET MANZARALARI-2
M Halistin KUKUL
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
YENİ YIL VE YENİ BİR DÜNYA
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Mustafa GENÇ
İSLAMCILARIN YANILGISI-l-
Mustafa GENÇ
Atilla ÇİLİNGİR
HAYALLER VE GERÇEKLER…
Atilla ÇİLİNGİR
Mustafa ÖZDEMİR
SEMERKANT
Mustafa ÖZDEMİR
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU