YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Turgay SÖZEN

Ne Olacak Bu Samsun’un Hali?

Başlığı gördükten sonra, yazıyı okuyup siz karar verin.

Ne olacak bu Samsun’un hali?

Samsun, yıllardır ne kenti olacağına bir türlü karar veremiyor.

Turizm mi, tarım mı, sağlık mı, spor mu, ticaret mi, medikal kümelenme mi, sanayi mi veya başka bir şey mi?

Bu liste uzayıp gidiyor...

Bu işin bir yönü…

Bir başka yönü daha var ki evlere şenlik.

Biri yapıyor, diğerinin bozmasına gerek yok.

Yine, kendi bozuyor.

Örnek isterseniz, İstiklal Caddesi (Çiftlik) gün gibi önünüzde duruyor.

Başka bir örneğe gerek var mı?

İsterseniz devam edelim...

Çünkü biz üretmeyi sevmiyoruz.

On yıllardır tek yaptığımız elimizdeki hazır değerleri tüketmek.

O hale gelmişiz ki nasıl üreteceğimizi de bilmiyoruz.

Elimizdehazır 53 bin 300 hektarlık Çarşamba Ovası var.

Hem de alüvyon ovası, birinci sınıf tarım arazisi, tarımsal SİT alanı ilan edilmiş, üstelik de dümdüz. Su kaynakları içerisinde, ulaşım kolay, inşaat maliyetleri düşük, başka ne istenir ki...

Burada bir virgül koyalım ve Cumhuriyetin ilk yıllarına gidelim.

Günün Ankara’sı, küçük bir kasabadır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir çiftlik kurmak ister.

Amacı, tarımın günün modern araçları ile en iyi nasıl yapılacağını topluma göstermek, örnek olmaktır.

Kendisine Ankara'nın en iyi yerleri, arazileri gösterilir.

Ancak büyük önder, bataklık ve doğal şartlar olarak en kötü yeri seçer ve ıslahını bizzat takip ederek Atatürk Orman Çiftliği’ni kurar.

Orada günün en modern traktörleri, tarım araçları kullanılır, tarımsal üretim imalathaneleri kurulur ve günün modern tarımına örnek bir yapı oluşturulur.

Çünkü amaçları topraktan başlamak üzere üretmektir.

Hâlbuki bugün öyle mi?

İsterseniz, hemen virgül koyduğumuz yere dönelim ve Samsun'da son günlerin popüler gündemi olan Çarşamba Ovası'ndan söz edelim.

Birinci sınıf tarım arazisi olan Çarşamba Ovası'na neler yapmışız neler...

Azot ve bakır fabrikalarını ve onların yıllarca kente kattıklarının yanında, verdiği zararları saymak dahi istemiyorum.

Çünkü yapıldıkları dönemde insanlar, gelişmeyi gözlerinin önünde görmek istiyorlardı.

Samsun Limanı da bu anlayışın eseri olarak kentin önünü kapatmış bir şekilde karşımızda duruyor.

Plansız, programsız, geleceği düşünmeden, ‘ben yaptım, oldu’ mantığıyla birinci sınıf tarım arazisinin üzerine bir organize sanayi bölgesi, üç küçük sanayi sitesi, enerji santralleri, bir gıda sanayi bölgesi, bir de lojistik köyü ve daha nicelerini bir araya getiren bir yapı. kurulmuş.

Bunların önemli bir bölümü havayı, suyu, doğayı kirleten yatırımlar…

Bunların yapımından sonra ovanın batı yönündeki Tekkeköy'ün hava kirliliğinde, su ve toprak kirliliğinde büyük bir artış görüldüğünü hepimiz biliyoruz.

Yine aynı ovanın üzerine 35 bin kişilik bir stadyum, 15 bin kişilik bir spor salonu, yetmedi kapalı ihtisas fuarı ve bunların yanında kaç yıldızlı olduğunu bilemediğim otel, hemen yanı başında da içerisinde demir çelik fabrikası olan organize sanayi, küçük sanayiler ve tersane alanı vs...

Dünyanın hiç bir yerinde bu saydığım iki gurubun bir arada görüldüğünü sanmıyorum.

Spor ve sanayi iç içe (!)

Bir de bu tesislerde uluslararası müsabaka yapılması için uluslararası kuruluşlara yapılan müracaatlar... Neredeyse gülme krizine girmek üzereyim.

Oksijenin en yüksek seviyede olması gereken spor ve karbondioksitin ve toksik gazların tavan yaptığı sanayiler, enerji santralleri!

 

***

İşte yine birileri Samsun adına karar vermiş ve o güzel ovamızı enerji santralleri bölgesi ilan etmiş! Üstelik de bu santraller çevreyi kirletmeyecekmiş(!)

Neymiş efendim, üstelik yenilenebilir yakıtlarla çalışıyormuş.

Yani bitkisel ve organik kökenli artıkları yakarak 189 MWh enerji üretiyormuş.

Havadan aldığı oksijeni, karbondioksite çevirerek, yine havaya veriyor, bu karbondioksitle bitkiler hızlı büyüyerek (fotosentez) daha çok oksijen üretiyormuş.

Bu şekilde de bir taraftan hava kirliliğini önlerken, diğer taraftan da organik kökenli çevresel kirliliği ortadan kaldırıyormuş!

Su ve toprak kirliliği de oluşmuyormuş.

Hatta kullanılan suyun seracılık da kullanılabileceği bile yazılmış.

Bütün bunları Enerji Genel Müdürlüğü'nün internet sitesinde okudum.

İlgili işletme ve müdürlükçe yapılan açıklamalar da benzerdi.

Bir de karbon kökenli fosil yakıtlar kullanmayacaklarmış.

Bütün organik ürünlerin temelinin karbon olduğunu, fosil yakıtların da bu organik ürünlerin milyonlarca yılda sıkışmasından meydana geldiğini artık küçük çocuklar bile biliyor!

Bütün bu sebepler de birinci sınıf tarım arazisi olan Alüvyon Çarşamba Ovası'ndaki arazi için verimsiz, tarıma elverişli olmayan arazi kararıyla, çevre ve insan sağlığına zararlı etkisi olmadığı gerekçesiyle deÇevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) ve Sağlık Etki Değerlendirmesi (SED) kararına gerek olmadığına dair karar verilmiş!

Büyükşehir meclisinden bile jet hızıyla geçivermiş.

Bu kararlar neden ve niçin verilmiş, çok da ilgilenmiyorum. Mutlaka kendilerince bir sebepleri vardır. Böyle bir karar alınmadan önce bu önemli konu neden kamuoyuna açıklanmadı, bununla ilgileniyorum.

Kimse saklanmadı demesin, saklanmasaydı bu kadar çevre ve sağlık etkisi olabilecek bir yatırım için‘ÇED ve SED raporuna gerek yoktur’ kararı verilmezdi.

Toplumun önüne çıkılır, gerçekten zararlı etkilerin olmadığı anlatılır ve ikna edilerek, gönül rahatlığı içerisinde yatırım yapılırdı.

 

Sorular, sorular…

 

Kamuoyuna sunulan bilgilere göre, günde 630 ton organik kökenli atık yakacak olan bu tesis, yılda 229 bin 950 ton yakıtı nereden bulacak? Bulamazsa ne yakacak?

Bulsa bile tarım ve hayvancılığın alt ürünü olan bu maddelerin yakılması sonucu tarımın ve hayvancılığın etkilenmeyeceğini kim garanti edebilir?

Yine günde 38 ton külden söz ediliyor. Bu da yıl da 13 bin 870 ton eder. Bu nasıl ve nerede depolanacak ve bertaraf edilecek?

Havaya da günde 14.4 kg. kül partikül salınabileceği kamuoyuna yansıyan bilgilerden anlaşılıyor. Bunun da yılda 5 bin 250 kg. edeceği, doğadaki hiçbir maddenin yok olmayacağı, mutlaka bir yerlerde depolanacağı göz önünde tutulursa, kimlerin KOAH, kimlerin kanser veya astım olacağını şimdiden bilmek mümkün görünmüyor. Bu gerekleşirse sorumlusu kim olacak? Bunun çevreye ve insan sağlığına etkisini önlemek için nasıl bir tedbir alınacak?

Ayrıca, karbon, azot ve sülfür kökenli gazların çevreye ve dolayısıyla da insan sağlığına etkisi olacak mı?

Yine günde 1 500 ton su kullanılacağından ve bu suların tekrar doğaya verileceğinden bahsediliyor.

Birtakım işlemlerden geçen ve yüksek derecelerde ısınan suyun çevreye, yerüstü ve yeraltı su kaynaklarına etkisi ne olacak?

Salındığı ortamdaki toprağa ve canlı organizmalara etkisi ne olacak.

Sorular, sorular, sorular, kafamda deli sorular...

Bütün bunların cevaplarınınÇED veSED ile ortaya konulması gerekiyordu.

Beni ve Samsun kamuoyunu tatmin edecek cevabı şimdiye kadar bulamadım.

Konuyla ilgili ihtisası olan bilim insanlarının açıklamalarıyla, şirket ve kamu görevlilerinin açıklamaları birbiriyle çelişiyor.

Yine kamuoyuna yansıyan bilgilerden, ikinci, hatta daha fazla santralin kurulabileceği iddiaları da var.

Samsunlular, Çarşambalılar sorularına cevap bulamadıkları için tedirgin ve bu santralleri istemiyor. Buna istemiyor demeyelim de santralin, birinci sınıf tarım arazisi olan Çarşamba Ovası’ndaki kurulum yerine itirazları var.

Onun için bir mücadele platformu oluşturulmuş.

Bence, bütün bunlarla mücadele için tek yöntem demokratik ve hukuk içinde mücadeledir.

Değerli hemşerilerime, olası provokasyonlara gelmemelerini ve soğukkanlılıklarını kaybetmeden hukuk içerisinde bir mücadeleyi tavsiye ediyorum.

Aksi takdirde haklı iken haksız duruma düşerler!

Zaten konu da adalete taşınmış.

Umarım, kamu vicdanını rahatlatacak karar kısa zamanda çıkar.

Sağlıkla kalın...

Ne Olacak Bu Samsun’un Hali?İlk Adım'dan Kuruluşa Milli MücadeleOkumak Berekettir!Samsun’dan İzmir’e…Orada Yanan Biziz!Çiftlik Caddesi Araç Trafiğine Açılacak mı?Rumeli’den Geliyorum…Para Kazanılır; Ya Hava, Su ve Temiz Çevre!Suriyeliler Konusunda Provokasyona Gelmeyelim!30 Ağustos, Gerçekten Halkın Tamamını İlgilendirmiyor mu?Yazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Atilla ÇİLİNGİR
KKTC YAŞAYAN BİR GERÇEKTİR
Atilla ÇİLİNGİR
Osman KARA
AK PARTİ DOĞRUSUNU YAPTI
Osman KARA
Adem ERTÜRK
Adem'in Öteberileri 14 Kasım 2019
Adem ERTÜRK
M. Halistin KUKUL
GENÇLİK OKUMUYOR MU? OKUTULMUYOR MU?
M Halistin KUKUL
Embiya SANCAK
ÇARŞAMBA’DA NE OLDU?
Embiya SANCAK
Öğr. Grv. Türker GÖKSEL
Hasretin de Adı Var: Samsun…
Öğr Grv Türker GÖKSEL
Burak GÜLEÇ
“Şirket” başka “Camia” başka
Burak GÜLEÇ
Mustafa GENÇ
HARF DEVRİMİ TARTIŞMALARI
Mustafa GENÇ
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hüseyin ÖZBAY
TEK RENK
Hüseyin ÖZBAY
Nevval SEVİNDİ
Paraya tapan sistemin sonu
Nevval SEVİNDİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
TANER ÇAĞLAYAN'A...
Prof Dr Yücel TANYERİ
Ahmet HAYVALI
NECATTİN BAŞKANA AÇIK MEKTUP...
Ahmet HAYVALI
Yılmaz HOCAOĞLU
BEKA MESELEMİZ - 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
SAĞLIK VE GENÇLERE ÖĞÜTLER
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Vedat ÇINAROĞLU
BARIŞ PINARI
Vedat ÇINAROĞLU
Turgay SÖZEN
Ne Olacak Bu Samsun’un Hali?
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
HOCADAN BEKLEDİKLERİM
Sacit ACAR
Mustafa KESKİN
ÇIKIŞ YOLU
Mustafa KESKİN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Dr. Işık ÖZKEFELİ
SAMSUN’UN ÇIĞLIĞI
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. İsrafil BALCI
Hz. Peygamber’in Zeyneb’le Evliliği; İddia ve Polemikler
Prof Dr İsrafil BALCI
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
BİREYSEL BAŞVURU HAKKI ÇERÇEVESİNDE YARGI REFORMU İHTİYACI
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Mehmet Ali BAYAR
YÜKSEK MAHKEMELERİN ANASI  KONUŞTU...
Mehmet Ali BAYAR
Enis ERSOY
AKP'de Milli Görüş-Pelikancılar Kavgası ve Arınç
Enis ERSOY
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Dr. İbrahim YILDIRIM
ABD, Arka Ayakları ile Kulağının Arkasını Kaşıyor
Dr İbrahim YILDIRIM
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU