YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI

SAĞLIK VE GENÇLERE ÖĞÜTLER

Hiç şüphesiz bu dünyada insanın en büyük sermayesi ve zenginliği, sağlığıdır. Sağlığı yerinde olmayan bir insan için mal-mülk, para-pul, makam ve unvan hiçbir anlam ve değer ifade etmez. Okuduğum bir yabancı romanda, bir papaz kilisede dinleyenlerine şöyle sesleniyordu:“Tanrı size çok şey verdi, ama sağlık vermedi; tanrı size hiçbir şey vermedi. Tanrı size sağlık verdi, ama başka hiçbir şey vermedi; tanrı size çok şey verdi.” Yusuf Has Hâcib de ünlü eseriKutadgubilikde, bu dünyada en büyük zenginliğin sağlık içinde bir nefes daha fazla alabilmek olduğunu söyler. Kanunî Sultan Süleyman’a göre de, dünyada sağlıklı olmak ve rahat nefes almaktan daha değerli hiçbir şey yoktur. O sebeple insan, her şeyden önce sağlığının değerini bilmeyi ve onu korumayı öğrenmelidir. Çünkü insanın hayat yolculuğunu başarıyla bitirebilmesi, karşısına çıkması muhtemel güçlükleri ve engelleri yenebilmesi için, önce sağlıklı olmaya ihtiyacı vardır.                                               

 

      Elbet sağlık bir köşede miskin miskin oturup beklenerek korunamaz. Bunun için insan mutlaka bir amaca bağlanmalı ve ona ulaşmak için çalışmalıdır. Ünlü Fransız düşünür ve yazarı Montaigne,“Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez.” demektedir. Bizi pek ilgilendirmeyen, boyumuzu aşan işlerin peşine düşmeden, ümit etmek ve hayaller kurmak insan olmanın bir gereğidir. Böyle davranmak insanı iyimser, huzurlu ve mutlu yapar, onu aktif olmaya, düşünmeye, öğrenmeye ve kendi amacına odaklanmaya sevk eder. Alain,  “Ümit etmek, mesut olmak demektir.”diyor. Kendini mutlu ve mesut hisseden insan, aynı zamanda sağlıklı insan demektir. Doğumla ölüm arasını kapsayan hayat yolculuğu düz, engelsiz bir yolculuk değildir. İnsanoğlu gelecekte kendisini nelerin beklediğini bilemez. Dünyanın gidişine bakılırsa, yarınlar dünden ve bugünden daha zor geçeceğe benziyor. Her şeye hazırlıklı ve tedbirli olmak lazımdır. Bunun için de yapılması gereken pek çok iş vardır. Bunların başında sürekli okuyup yeni şeyler öğrenmek, bir sanat ya da bir iş sahibi olmak, çalışmak ve üretmek gelir. Montaigne’in de dediği gibi,“Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır.”Çocuklara ve gençlere her şeyden önce çalışmanın ve başarmanın değeri ve önemi kavratılmalıdır. Onlar çalışmayı sevmeli ve çok çalışmalı, değişen hayat şartlarına ayak uydurabilmek için sürekli yeni bilgiler edinmenin gayret ve arayışı içinde olmalıdırlar. Bir insanın kendine ve çevresine faydalı olacak şekilde yetişmesi ancak böyle mümkün olabilir. Mevlâna,“İnsanın kanadı, gayretidir ve bulanlar ancak arayanlardır.” der. Zira en güçlü silah bilgidir. Auguste Comte’a göre,“Aklın bilginin ışığından başka bir şeyi yoktur.” Descartes’a göre de,“Akıllı olmak bir şey değildir, önemli olan onu kullanmaktır.” Atalarımız,“Sanat altın bileziktir” ve“İşleyen demir pas tutmaz.”gibi sözleri de elbet boşuna söylemiş değillerdir. Bilmeyenler, çalışıp üretmeyenler, bilenlerin ve çalışanların emrine girmeye mahkûm olurlar. Bu, bir insan için ölmekten beterdir ve onur kırıcı bir durumdur. Gençliğini eğlenmek ve havailik içinde geçirenler, ihtiyarlığını ağlamakla geçirirler. Zira bir çiftçi tarlasına ne ekerse onu biçer, onu toplar. Onun başka bir şansı yoktur.

         

       Başarıya giden yolda gençleri bekleyen pek çok tehlike vardır. Bunların en başında tembellik gelir. Kendini kimi zaman gevşeklik ve uyuşukluk, kimi zaman da yersiz, zamansız ve ölçüsüz davranma, delişmenlik ve keyfine düşkünlük şeklinde gösteren tembellik, insanı güzel, doğru ve faydalı şeylerden, çalışıp yeni bilgiler öğrenmekten uzak tutan bir şeytan, mutlaka yenilmesi gereken çok tehlikeli bir düşmandır. Gençler için tembellik kadar tehlikeli bir başka düşman da kötü arkadaşlardır. İnsanın geniş bir çevresinin, dostlarının ve arkadaşlarının çok olması elbet güzel bir şeydir. Her insanın kendine göre bir değeri, farklı bir yönü, örnek alınabilecek bir tavrı, bir görüşü, bir düşüncesi bir yönü mutlaka vardır. Buna saygı duymak gerekir. Ancak bir kimseyi küçük görmek ve aşağılamak ne kadar çirkinse, ona olduğundan fazla değer vermek de doğru değildir. O bakımdan bir genç arkadaşlarını elbet sevmeli ve onlara güvenmeli, ama herkesin güvenilir bir dost, dürüst bir arkadaş olamayabileceğini de bilmelidir. Zira kötü niyetli bir arkadaş, hiçbir zaman göründüğü gibi davranmaz. O, her türlü kötülük gibi sinsi ve maskelidir. Güler yüzlü davranır, tatlı bir dil kullanır, inandırıcı olmak için bukalemun gibi kılıktan kılığa kolayca girebilir. Sözgelimi arkadaşının kulağına her fırsatta, “gençliğini yaşa be kardeşim, bu gençlik her zaman ele geçmez.” diye fısıldar. Aslında bu sözler, çalışıp öğrenmek isteyen, buna ihtiyacı olan bir insanı tembellik bataklığına sürükleyen büyük bir tuzaktır. Tembelliğin işi asma, çalışıp öğrenmeyi terk etme,  hoppalığa ve züppeliğe düşme gibi şekilleri de çoğunlukla kötü arkadaşlar tarafından yapılan bu tür telkinlerle kendini gösterir. O sebeple gençler, arkadaşlarını seçerken çok dikkatli ve titiz davranmalı, kılı kırk yarmalıdırlar. Arkadaşlarında öncelikle çalışkanlık, dürüstlük, doğru sözlülük ve iyilikseverlik gibi özellikler aramalıdırlar. İyi arkadaş mutlu ve sevinçli günlerimizde yanımızda olduğu gibi, zor zamanlarımızda da acılarımızı ve sıkıntılarımızı paylaşmalı ve herhangi bir sebeple aramız bozulduğunda bizi satmayacak kadar erdemli ve dürüst olmalıdır. Zaten bu vasıfları taşıyan insanlar, çoğunlukla öteki bütün iyi vasıflara da sahip olurlar.       

 

       Çocuklar ve gençler için bir başka önemli ve tehlikeli düşman da, kötü örneklerdir. Her devirde hak etmediği halde bir yerlere gelebilen, her türlü imkânlara ahlâkî olmayan yollarla kavuşanlar vardır. Bu tür insanlar için hedefe götüren her yol meşrudur. Aslında onlar ahlâkî ve insanî değerleri, namus kavramını, helali-haramı tanımayan, toplumun yüz karası, insan kılığına girmiş parazitler; insanların temiz yürekli, iyi niyetli oluşundan ve saflığından faydalanıp kese dolduran açıkgözlerdir. Gençler böyle tipleri de rehber edinmemelidir. Bu parazitlerin gösterişli ve debdebeli hayatı onları yanıltmamalı, namuslu olmanın, alın teri dökerek kazanmanın çok önemli ve değerli bir insanlık vasfı olduğunu asla unutmamalıdırlar. Dürüst, doğru, namuslu ve hakkı gözeten insan, vicdanına verecek utandırıcı bir hesabı olmayan insan demektir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin karşısına inşallah hep böyle insanlar çıkar. Onların ömürleri uzun ve sağlıklı, bahtları açık ve aydınlık, başarıları daim olsun.

SAĞLIK VE GENÇLERE ÖĞÜTLERELEŞTİRİ VE EDEBÎ EELEŞTİRİ ÜSTÜNEHALK-AYDIN İLİŞKİSİ ÜSTÜNEAHMET KUTSİ TECERÖYLE OLMAK YA DA ÖYLE GÖRÜNMEKDİL VE MİLLET İLİŞKİSİKÜLTÜREL KALKINMA ÜSTÜNEÖĞRETMEN YETİŞTİRME MESELEMİZEĞİTİM-ÖĞRETİM VE ÖĞRETMENEĞİTİM, KÜLTÜR VE KALKINMAYazarın Tüm Yazıları