YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Nevval SEVİNDİ

Paraya tapan sistemin sonu

Her ellediğin altın olsa altın bir ekmeği nasıl yersin, altına dönen suyu nasıl içersin? Paraya tapma kültürünü yok etmedikçe dünya kurtulamayacak.

BBC’de bir belgesel başladı. “Gizli İyilik Melekleri” adında. Milyarder iş adamlarının iyilik yapmak için sadece çek kesmenin anlamsızlığını kavramaları…”hayatta kalıcı bir miras bırakmak için” diyorlar….

Vakıf, dernek gibi iyilik, yardım için kurulan bir çok kurumun yolsuzlukla çalkalanması nedeniyle kimliklerini gizleyerek yardım edecekleri kurumlara gitmeleri, birlikte yaşamaları gözler önüne seriliyor. O kurumların başındaki insanların samimiyeti, kişiliği ortaya çıkıyor.

Örneğin İngiltere’de küçük bir şehirde bir kadının kurduğu bir vakıf zeka özürlü çocuklara destek veriyor. İşadamı oraya yıkık dökük her şeyi onarmak adına gidiyor, inşaatçı unvanıyla. Hem çocuklarla, hem aileleri ile hem de vakıfta çalışanlarla yaşayarak onların sorunlarını çözecek gerçekçi çözümler üretmeye, ona kaynak ayırmaya çalışıyor.

Dünyanın farklı yerlerine gidiyorlar. hayatını gerçek anlamda değiştirmek istiyorlar.

 Tüm dünyayı esir alan kapitalizm ve bencillik iyiliği yeniden keşfediyor. Gelişen iletişim teknolojileriyle tüm kültürleri yozlaştıran, dizilerle yaşamları tek tipleştiren, estetik ve moda ile benzerler oluşturan, kendi kokusunu unutan insanın kendine yabancılaşmasını yaygınlaştıran, paraya tapan sistem insanı taşıyamıyor artık. İdeolojilerle insanı yok eden anlayışlar paraya tapma ile birleşti ve iyilik günlük hayatın dışına atıldı.

Dilenciye para vermek veya sonsuz alış verişten arta kalan istemediğin eşyaları dağıtmak iyilik değildir. Baştan savmacı bir suçluluk duygusu tatminidir.

Paranın esiri olan insan idealden koptu. Hiçbir ideale bağlanmayan insanın boşlukta başıboş dolaşan bir gezegene dönüşmesi sonucu insanların yaşamı felaket senaryolarına dönüştü.

“GÜÇ VE PARA” BALYOZU!

Geleceği belirsiz korku ormanında gezinir gibi…..

Masalı, ağacı, çiçeği, kırları, dağları olmayan çocukluk….

Düşleri, platonik sevdaları, idealleri, geçmişi olmayan gençlik….

Çocukların aileye, ailenin çocuklarına yabancılaşması…

Masal anlatmayan, mis kokulu kurabiyeler, börekler pişirmeyen anneanneler babaanneler…

Aile gelenekleri, yemekleri olmayan, ritüelleri kaybolmuş “dizi film” tadında hayatlar…

Her aile soy ağacına, tarihe, geçmişe, sorunlara ve güzel günlere sahiptir. Bunları anlatmazsanız kimse geçmişini bilmez. Nereden geldiğini bilmeyen genç ve çocuğun yetişkinlerden öğrendiği “güç ve para” balyozu!

Herkesi değerlendirdikleri kriter sadece bu …

Oysa eskiden namuslu ve saygılı diye bir erkek damat alınırdı, terbiyeli diye gelin alınırdı, aileler değerleriyle övünürdü.

Aile değerleri öğretmeyi bırakınca yoksul eğitim sistemi zaten yetersizdi. Toplum değerlerinden kopunca kültür ölüme yattı.

Türk felsefesi başkasına yardım etmeyi tasavvufla da hayata taşımıştır.

“Yok olmayı istemiyor musun,

İyi şeylerden evladın olsun.

İyiliklerin bükülmüş ipliğindir kalan,

Odur dünyaya direk olanların canı.” Der Mevlana.

İyilik üstüne söylenmiş çok sözümüz vardır. Eski yüzyıllardan başlayarak her yüzyılda okuduğum seyahatname, ve anılarda Türkler için hep” yardımsever, misafirperver, iyi, kibar” değerlendirmesi vardı. En düşman kimlikler bile hakkını veriyordu birkaç satır bile olsa.

Yakın geçmişte yaşadığımız ağır propaganda, pkk gibi terör örgütü destekçisi emperyalist politikalar psikolojik harekatla toplumu paralize etti. Devleti yönetenlerin milli kimlik ve kültürden kopmasıyla kafası karışık insanlar çoğaldı.

Bu iyiliğe de yansıdı. İyilik yapana “senin ne çıkarın var?”, iyilik yapma teklifine “benim ne çıkarım var?” sorusu hakim oldu. İyiliğe gönüllü olmayan insanlar televizyonda görünmek için, “desinler” ahlakıyla görüntüyü kurtarıyor. Ama toplumsal iyileşme, gelişme ya da iyilik hareketine katılmıyor. Dedikodusunu yapıyor sadece. Hatta çelme takıyor. Kişisel çekişmeler iyiliğin yerini alıyor. İnatlaşma en büyük meziyet gibi zıp zıp zıplıyor ortada!

İyilik toplumsal idealler içerir. Herkes kendi hayatı içinde bir şeyler yapabilir. Parası olan iyilik yapar diye düşünenler var. O para verme eylemi, iyiliği içselleştirme değil.

 Annem ben ilkokuldayken İzmir’e yakın köylere yiyecek götürürdü. Kimsenin yapmadığı bu eylemi onunla yaşadım, köylü kadınlarla konuştum, evlerine girdim.

PARAYA TAPMA KÜLTÜRÜNÜ YOK ETMEDİKÇE…

Bu çocukluk eğitimidir. Bencil yetiştirdiğiniz ne isterse önüne yığdığınız, yaşadığı toplumla en ufak iletişimi olmayan, otobüse binmemiş çocuklarla ideal olmaz. Toplumsal gönüllülük yeşermez. İyi dil bilen, diplomalılar olurlar. O kadar!

Manipüle etmek çok kolaydır.

“Fikir ve gaye yokluğu insanın cesaretini kırar, onu uyuşturur ve zayıf düşürür”der İsmail Gaspıralı.

Erdemli olmadan iyi olamazsınız.

Toplumsal çöküşten çıkış toplumsal gönüllülük, sorunlara sahip çıkmaktır.

Göçmenleri soyup, bayıltıncaya kadar dövüp Edirne’ye gönderen Yunanistan günümüz çöküşüne güncel bir örnek.

Düşmüş olana elinde güç olanın vurması, ezmesi ne kolay….

Narsizmi yenmek zorundayız. Kendine hayran budalalık insanlığı çökertiyor.

Paraya tapmanın sonucu dünya ormanlarını, hayvanlarını, çiçeklerini, dağlarını kaybediyor.

Midas’ın Kulaklarını da mı okumadınız?

Her ellediğin altın olsa altın bir ekmeği nasıl yersin, altına dönen suyu nasıl içersin?

Paraya tapma kültürünü yok etmedikçe dünya kurtulamayacak.

KORONALI GÜNLERBEN YARINI DÜŞÜNÜRÜMCENNETİN ANAHTARIDİL SÖYLER VE SAKLANIRMİLLİ SİNEMA VE FİLMKİMLİĞİ OLAN KENT1928’DE ERGENEKONİyiliğin rengi beyazSessiz ol kalbini dinle!Zaferin Doruğu: EdirneYazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
TÜRKÜLERİMİZ, ŞARKILARIMIZ VE DE HALAYLARIMIZ
Osman KARA
Atilla ÇİLİNGİR
KORONANIN HATIRLATTIKLARI
Atilla ÇİLİNGİR
Adem ERTÜRK
Adem'in Öteberileri 26 Mayıs 2020
Adem ERTÜRK
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
EĞİTİM, YİNE EĞİTİM
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Mustafa GENÇ
Hz. ÖMER DÖNEMİNDE PANDEMİ ÖNLEMLERİ
Mustafa GENÇ
M. Halistin KUKUL
BİR BÜYÜKŞEHİRDE BİR KÖY
M Halistin KUKUL
Vedat ÇINAROĞLU
19 MAYIS
Vedat ÇINAROĞLU
Yılmaz HOCAOĞLU
UMUT VERMEYEN SİYASET
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Covid-19 Pandemisi ve Düşüncelerim (ll)
Turgay SÖZEN
Embiya SANCAK
"BEN YAPTIM OLDU" İCRAATLARI
Embiya SANCAK
Nevval SEVİNDİ
KORONALI GÜNLER
Nevval SEVİNDİ
Prof. Dr. İsrafil BALCI
Corona’dan Felaket ve Helak Senaryoları Üretme
Prof Dr İsrafil BALCI
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Dr. İbrahim YILDIRIM
ABD, Arka Ayakları ile Kulağının Arkasını Kaşıyor
Dr İbrahim YILDIRIM
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU