YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI

ŞİİR BİR DİL VE SÖZ SANATIDIR

           Bir edebî eseri, türü ne olursa olsun şeklinden, konusundan, işlediği duygu ve düşünceden önce onun dili ve üslubu başarılı kılar, okutur ve sevdirir. Edebî eserin şeklini, konusunu, işlediği duygu ve düşünceyi güzelleştiren onun dili ve üslubudur. Seçkin bir edebî eser olarak şiir, hiç şüphesiz yapısını oluşturan bütün unsurlarla, şekli, anlamı, dil ve üslubu ile baştan sona mükemmel bir bütündür. Bu unsurları birbirinden ayrı ve bağımsız olarak düşünmek mümkün değildir. Ama bu, şiirin her şeyden önce bir dil ve bir söz sanatı olduğu gerçeğini değiştirmez. Şairin ve yazarın temel malzemesi dildir.  Sanat ve felsefe adamı yazar Suut Kemal Yetkin’in dediği gibi, şairin ilk işi dile saygı göstermekle başlar. Çünkü şiir kelimelerle yazılır. Güzel ve başarılı bir şiirde belli bir şeklin potasında yoğrulan bütün unsurların, duygu ve düşüncenin, anlamın, üslubun, bizi sarıp sarmalayan o büyüleyici söyleyişin güzelliği, şairin günlük konuşma dilinin içinden seçip ustaca kullandığı kelimelerle kurduğu esrarengiz bir sistemden doğar. Yazıldığı dilin en saydam, en damıtılmış, âdeta imbikten geçirilmiş bir biçimi olan şiir, İbn-i Sina’ya göre,“sözün sultanıdır.” Şiir, dil mûsikîsinden ve iç ahenkten yoksun birtakım karmaşık kelimeler yığınından ibaret değildir. İyi bir şair, kendini önce dili ile gösterir. Şair dili sıradan insanlar gibi kullanmaz; onu eğip büker, değiştirir, kelimeler arasında daha önce hiç görülmemiş ilişkiler kurar, onlara yeni ve orijinal anlamlar yükler. Böylece bilinmedik, alışılmadık söyleyişlere ulaşır, yeni ve değişik birtakım estetik değerler ortaya koyar.

      Şiirin kendine has ayrı bir dili vardır. Bu dili şair, günlük konuşma dilinin içinden seçtiği kelimelere yeni birtakım anlamlar yükleyerek kurar. Bu dil elbet konuşma dilinden çıkmıştır, ama ona benzemez, ondan farklıdır; süzülmüş, incelmiş, işlenmiş bir dildir. Ünlü şair Paul Valéry’nin deyişiyle şiir, “ikinci bir dildir ve şiir dil içinde dil kurmak” sanatıdır. Şair de, “dil içinde bir dil yaratmak” için yazan bir insandır. Cenap Şahabettin’in“kelimelerle yapılmış resim” olarak tanımladığı şiir, günlük konuşma dilinin dışında ve ondan farklı yeni bir dil yaratma çabasıdır. Her ülkede şairler, genel dilin içinden seçtikleri kelimelerle, çeşitli söz ve anlam sanatlarını da kullanmak suretiyle bir şiir dili yaratırlar ve böylece“lirik” bir söyleyişe ulaşırlar. Usta bir şair bu ikinci dili yakalayan şairdir ve kendi şiir dilini kuramayan birine de gerçek anlamda şair denilemez. Şair, günlük konuşma dilinin içinden seçtiği kelimelerle, çeşitli söz ve anlam sanatlarını da kullanmak suretiyle kendi şiir dilini ve söz dağarcığını kendisi oluşturur. O dil artık ona aittir. Bozulmuş, genetiği ile oynanmış, basit, derinliksiz, duygu fakiri söyleyişlere şiir denilemez. Zira böyle bir dille gerçek şiire ulaşılamaz. Şiir dil demek, ses demektir. Şiir dili kelimelerin yalnız yalın, bilinen günlük anlamlarını ifade etmez. Bu dilde mecazların, anlamı açık ya da kapalı sembollerin, çeşitli söz ve anlam sanatlarının önemli bir yeri vardır. Şiir bunların çeşitliliği ve güzelliği ile estetik bir değer kazanır. Bir şiiri güzel ve başarılı yapan önce dil ustalığıdır, amaca göre seçilen kelimelerin ustaca dizilişi ile elde edilen iç ses ve iç ahenktir. Şiir dile bir yenilik, farklı bir söyleyiş getirmelidir. Onun başarısı önce bununla ölçülür. Şiirde kelime, yerine göre bir başka anlama; duygu, hayâl, kavram, mizah, alay, öfke, özlem, isyan vb. de göndermeler yapar. Gönüllerimizi ve ruhlarımızı besleyen zengin ve üstün bir dil hazinesi olan şiir dilinin farkı ve ayrıcalığı da buradan gelir.     

 

    Şiir önce bir dil sanatı olduğuna göre, şairin kendi şiir dilini ortak dilden, konuşma dilinden çıkarmayı başarabilmesi gerekir. Bu da onun, dilin bütün inceliklerini, kelimelerin değişik anlamalarını, ses ve mûsikî imkânlarını, kısaca dile ilişkin bütün kural ve kaideleri çok iyi bilmesine ve yerli yerinde kullanabilmesine bağlıdır. Şiir, hiçbir fevkaladeliği olmayan, kuru, sıradan bir anlatımla bağdaşmaz. Böyle bir anlatım tarzı şiiri sırdan bir manzume durumuna düşürür. Şiirin güzelliği önce dilinde görülür. İyi bir şair, dili şiir dili olarak çok iyi kullanabilen, onu işleyen ve zenginleştiren bir kimsedir. Bunu için de, önce dile hâkim olmak ve dili çok iyi kullanmak zorundadır. Şair kelimelere hükmeden bir dil cambazı ve bir söz ustasıdır. Daha doğrusu öyle olmalıdır. Bu da şairin dili kullanmakta gösterdiği ustalık ve başarıya bağlıdır. O itibarla, şairin dili çok iyi kullanabilmesi gerekir. Aksi halde güzel ve gerçek şiire ulaşamaz. Şiir dil demek, ses demektir. Şiir dile bir yenilik, farklı bir söyleyiş getirmelidir. Onun başarısı önce bununla ölçülür. Şair, kendi şiir dilini oluştururken yapay ve uydurma bir dil çıkmazına düşmeden, yeni birtakım sözler de bulup kullanabilir. Hatta şiire ilişkin millî ve yerli olan değerleri ihmal etmeden, onlardan yola çıkarak evrensel olanı yakalamaya çalışır, onları da ihmal etmez. Sanatın evrensel olduğunu söyleyenlerin vurgulamak istedikleri de budur. Genel olarak sanatın ve şiirin dili olağan dilden elbet farklıdır. Şair şiiriyle okuyucuya sanki onun bilmediği yeni bir dil ile sesleniyormuş gibi bir duygu verebilmelidir. Bu da ancak genel dilden seçilen sözlerle ve şairin ustaca buluşlarıyla, onun zengin hayâl gücü ile mümkün olabilir. Usta bir söz ustası olmak zorunda olan şair, kelimler arasında kurduğu “esrarengiz” bağlarla bu işi kolayca başarır ve Ahmet Haşim’in  “sessiz şarkı” olarak niteliği o güzel,  duygu yüklü, okuyanı ve dinleyeni başka âlemlere çekip götüren güzelliklere ve şiirlere ulaşır. Güzel bir şiir, onu öteki yazı türlerinden ayıran ve gerçek anlamda bir şiir yapan bütün özelliklerini ve biçimini de ancak bu şekilde kazanır ve korur.                                                

 

       “Bu dil ağzımda annemin sütüdür”diyen ve Türkçenin, bir şiir dili olarak sahip olduğu bütün imkânları ve sırları keşfederek, şiirlerine gerçekten etkileyici bir dil mûsikîsi ve dil zevki kazandırmış, şiirlerinin vazgeçemediğimiz o edebî zevkini dili kullanmada gösterdiği üstün bir başarı ile sağlamış, böylece Türkçe şiirin en güzel ve en kalıcı örneklerini yazmış olan Yahya Kemal, şiir ve dil konusunda çok dikkatli ve titiz davranan dil ustası büyük bir şairdir. Onun, şiiri“bir kelime istifi, kelime seçme ve kullanma sanatı” olarak tanımlaması, bu bakımdan çok anlamlıdır. İstifte bir sıra, bir düzen, bir güzellik bulunur. Şiir de bundan nasibini alır. Bu da ancak, şiirde kullanılan kelimelere bilinenlerin ötesinde yeni anlamlar yüklemek ve onları yerli yerinde ustaca kullanmakla, Yahya Kemal’in deyişiyle“istif” etmekle mümkün olabilir. Bir şiirde iç ahenk, mûsikî ve anlam derinliği ancak böyle ortaya çıkabilir; içli, lirik ve güzel şiirlere de ancak böyle ulaşılabilir. O itibarla, bir şair ya da yazarın, genel dilin içinden seçtiği kelimelerle, kendine has bir dil yaratması çok önemlidir elbet, ama kelimelerin kullanılış ve söyleniş biçimi, işlenen konu, duygu, düşünce, hayâl ya da imajın yeni ve daha değişik bir tarzda ifade edilebilmesi, yani“üslup” da çok önemlidir. Bir şairi ve yazarı başkalarından farklı kılan, kendine has bir söyleyiş biçimine, özgün ve özel bir üsluba sahip olmasıdır. Bir şair, yüzyıllar boyu işlenegelen ve klişe hâline dönüşen duygu, imaj, hayâl ve düşünceler dünyasında yaşayan bir kimsedir. Böylesine kaotik bir ortamda aynı konular ve duygular üzerinde yazan bir şair, ancak farklı ve özgün bir üslup yakalayabildiği ölçüde başarılı olur ve öne çıkabilir. Çünkü bir edebî eser, ancak üslubu ile özlü ve özgün bir nitelik kazanabilir. Büyük şairlerin büyüklüğü de öncelikle buradan gelir ve merhum Mehmet Kaplan Hoca’nın da dediği gibi, şairin kudreti, kullanmış olduğu kelimelerin zenginliği ile değil, onları kullanış tarzı ile ölçülür.

KİTAP VE OKUMAK ÜSTÜNE (1)İŞSİZLİK VE KALKINMA ÜSTÜNEKALKINMA KÖYDEN Mİ, ŞEHİRDEN Mİ BAŞLAMALI?KİTAP, BİLGİ VE KÜLTÜR CAHİLLİK, FENALIK, TEMBELLİK, AKIL VE İLİM (2)CAHİLLİK, FENALIK, TEMBELLİK, AKIL VE İLİM (1)MİLLET, MİLLÎ KÜLTÜR VE ATATÜRKÇANAKKALE SAVAŞLARI VE ÇANAKKALE RUHUBAYRAMLAR VE NEVRUZ (BAHAR BAYRAMI-2)KÜLTÜR VE MİLLET İLİŞKİSİ ÜZERİNE (2)Yazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
BU AÇIK BİR İSTİLADIR
Osman KARA
Prof. Dr. Mustafa ÖZDEMİR
İLK ADIM İSKELESİ
Prof Dr Mustafa ÖZDEMİR
Atilla ÇİLİNGİR
‘’19 MAYIS 1919’’ BAĞIMSIZLIĞIMIZA ATILAN İLK ADIM
Atilla ÇİLİNGİR
Mustafa GENÇ
RAMAZAN SONRASI MÜSLÜMAN’A DOKUNMAK…
Mustafa GENÇ
M. Halistin KUKUL
O, BİTTİ BEYİM
M Halistin KUKUL
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
KİTAP VE OKUMAK ÜSTÜNE (1)
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU