YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI

KÜLTÜR VE MİLLET İLİŞKİSİ ÜZERİNE (2)

     İnsanları millet hâlinde bir araya getiren ve birlikte yaşamalarını sağlayan yegâne güç, millî kültürdür. Kültürsüz millet olmuyor, olamıyor. Bir toprak parçasını vatan yapan, kutsal ve değerli kılan, onun üzerinde yaşayan insanların sahip oldukları ve yaşattıkları kültürel değerlerdir. Tarihte pek çok örnekleri görüldüğü gibi,  hudutları belli bir toprak parçasından ibaret olan vatanın kaybedilmesi, daima mümkündür. Fakat millî kültürlerini koruyan ve canlı tutan toplumların er ya da geç bir araya gelmeleri ve yeni bir vatan kurmaları da her zaman mümkündür. Tarihte bunun örnekleri de çoktur. Meselâ, dünyada Yahudiler kadar başka milletlerin hayat şartlarına kolayca uyabilen, o milletlerin dilini, kültürünü, hatta dinini benimseyen başka bir kavim yok gibidir. Fakat Yahudiler her yerde ve her şart altında millî kültürlerini korumayı bilmişler, başka milletler içinde yersiz yurtsuz geçirdikleri binlerce yıl onlara asıllarını unutturmamış, hiçbir kültür ve millet onları asimile edememiştir. Bir meyvenin özsuyu gibi içlerine ve ruhlarına sindirdikleri İbranicenin ve Yahudi kültürünün sayesinde binlerce yıl sonra bir araya gelerek yeni bir vatan tutabilmişler ve bugünkü İsrail devletini kurmayı başarabilmişlerdir. Uzak Doğu’da ilim ve teknoloji alanında yaptıkları hamlelerle ve gösterdikleri üstün başarılarla yer yer Batı medeniyetinin temellerini bile sarsan Japon milletinin sahip olduğu en kuvvetli silah da, hiç şüphesiz Japon millî kültürüdür, büyük bir titizlikle korudukları Japon örf ve âdetleri, Japon gelenek ve görenekleridir. Bugün dünyada, ilim ve teknoloji yarışını en ön sırada götüren Japonlar kadar millî kültürlerine bağlı olan ve o kültürü büyük bir titizlikle koruyan çok az millet vardır. Yapılan çeşitli araştırmalar, geleneğe saygı ve bağlılıkla modernleşme tutkusunu birlikte yürütmek bakımından Japonların dünyada ilk sırada yer aldığını göstermektedir. Bütün bunlar, Japonların hemen her alanda neden başarılı olduklarının açık bir göstergesidir. Zira kültür ve millet öyle iki kuvvettir ki, birbirlerinin hayat kaynağını teşkil ederler. Kültür millet tarafından korunup zenginleştirilir ve canlı tutulurken kültür de millete yaşama azmi ve yeni aksiyonlar ortaya koyması için güç ve özgüven verir. Kısaca kültür, milletlerin ruhudur, canıdır. Nasıl ruhsuz ve cansız bir beden düşünülemezse, kültürsüz bir millet de düşünülemez. Bu hususu Ziya Gökalp, “bir millet ruhunu (yani millî kültürünü) kaybettiği zaman, millî istiklâlini ve vatanını da kaybeder.” şeklinde ifade etmiştir. Bizde kültür kavramını ilk defa ilmî ve ciddî ölçüler içinde ele alan ve onu millî varlığın temeli yapan Ziya Gökalp, vatanın tarifini yaparken de, kültürden hareket eder.(Mehmet Kaplan,Kültür ve Dil,1982, s.38). Ona göre vatan, sınırları belli bir toprak parçasından ibaret değildir. Asıl vatan millî kültür demektir ki, toprak onun sadece zarfıdır, yani koruyucusudur. (Türkçülüğün Esasları,1970, s.98 vd.) 

       Tanınmış Fransız yazarlarından Paul Valéry’ye göre, “Aslanın vücudu hazmettiği hayvanlardan mürekkeptir.” Bunun gibi, millî bünyenin sağlam ve kuvvetli olması da, ona varlık kazandıran millî kültür unsurlarının zenginliğine, canlılığına ve yapıcı gücüne bağlıdır. Türk milleti kuvvetlidir demek, Türk kültürü kuvvetlidir demektir. O itibarla, millî varlığımızı ve devletimizi kuvvetli ve devamlı kılabilmek için millî kültürümüzü canlı tutmak, şuurla işlemek, korumak ve yozlaştırmamak zorundayız. Kültürlerini iyi tanıyan ve titizlikle koruyan, çocuklarını da aynı şuur içinde eğitip yetiştirmeyi başaran milletler, dışarıdan gelecek her türlü tesirden ve tehlikelerden pek fazla etkilenmezler, kendilerini hep güvende hissederler. Kültürleri yozlaşmış ve bozulmuş milletlerin, zamanla bağımsızlıklarını kaybetmeleri daima mümkündür. Tarih bu tür milletlerin ibret alınacak bir mezarlığı gibidir. Bu sebeple bir millet, kökü tarihin derinliklerinde olan ve ona millî şahsiyetini veren kendi öz kültürünü titizlikle korumak, canlı tutmak ve yaşatmak zorundadır. Aksi halde başka kültürlerin hegemonyası altına girmekten ve dağılıp yok olmaktan kurtulamaz. Millet dil, kültür ve mefkûre (ülkü, ideal) ile birbirine bağlı insanlardan oluşur. Bu insanların ahenk içinde birlikte yaşayabilmeleri, yani millî birliğin temini için de, milletin tarihteki yerini aramak, onu millet yapan ve ayakta tutan kültürel değerlerini çok iyi bilmek ve bunları, her türlü eğitim ve sanat vasıtalarıyla hem vatandaşlara, hem de bütün cihana tanıtmak lâzımdır. Bunun yapılması her yeni nesil için bir borçtur, millî bir görevdir. Günümüzde bu borcu ödemek ve bu görevi yerine getirmek gereği, kendisini çok daha şiddetli bir şekilde hissettirmektedir. Bugün milletler arasında bir nevi kültür savaşları yaşanmaktadır. Bu savaşta kaybedenler, kazananların avı olmağa mahkûmdur. Çağdaş medeniyetin öncülüğünü yapan batılı milletlerin, bugünkü medeniyetin çekirdeği olarak kabul ettikleri eski Grek ve Lâtin kültürü ile Hıristiyan kültürüne ait eserlere ve bilgilere büyük saygı duymaları, bunları titizlikle korumaları, hatta yeni birtakım kültür unsurları vehmederek bunları vatandaşlarına ve bütün dünyaya kabul ettirmeye çalışmalarının sebebi de budur. Medeniyette ileri gitmiş milletler, kültürlerine ve tarihlerine çok bağlıdırlar. Batılı her aydın, bugünün, dünün temelleri üzerinde yükseldiğini, yarının da yine aynı temeller üzerinde devam edeceğini çok iyi bilir ve bir milletin ancak kendi tarihinden güç ve ilham alarak yaşayabileceğine inanır. Bu yüzden Batı dünyasında doğru ve sağlam tarihî bilgi, millî duygu, millî şevk ve heyecan, her türlü sanat ve edebiyat eserlerinin değişmez konuları arasında yer alır ve işlenir. Hangi alanda olursa olsun, Batı’da ortaya çıkan her yeni akım ya da anlayışın hep bu değerlerden beslendiği, böylece onların yaşamasına hizmet ettiği görülür. Edebiyat, mûsıkî, resim, mimarî vb. sanat dallarında Batı genel olarak hep bu şuur ve anlayış içinde hareket eder. Topluma mal olan ve kalıcı olma vasfı kazanan eserler de, elbet bu anlayışla ortaya konan eserler olur. Kendi kültüründen ve sanat geleneğinden beslenmeyen herhangi bir sanat faaliyetinin yaşama şansı pek yoktur. Bunun içindir ki, Batılı bir aydın ve sanatkâr, her şeyden önce milletinin tarihini, sanat geleneğini, kültürünü ver dilini çok iyi bilmek ve öğrenmek ihtiyacını duyar. Bu da gayet tabidir. Çünkü bu değerler yüzyıllar içinde oluşmuş, milletin ruhunu besleyen hazinelerdir. Yeni nesillerin ruhunu da yine bunlar besleyecektir. Değerli hocamız rahmetli Mehmet Kaplan’ın da dediği gibi, İnsanlık, yolunda düşe kalka yürüyen bir kervandır. Yoluna yine aynı şekilde devam edecektir. Nesiller genellikle tez, antitez; yükselen ve inen dalgalar şeklinde gelişirler. Her nesil, yaşamak için bir önceki nesle pek çok bakımdan muhtaçtır. Millî hayatın akışını engelleyen hatalara düşmemek için gidilen ve gidilecek yollar kadar, gelinen yollar da iyi bilinmelidir. (Nesillerin Ruhu,1974, s. 14 vd.)                           

      Dünyada hiçbir millet, bir başka milleti aynen taklit ederek yaşayamaz. Çünkü böyle bir millet, taklit ettiği milletin aynısı olamayacağı gibi, kendi milliyetini ve bağımsızlığını da kaybedebilir. Elbet medeniyet yarışının içinde olacağız ve medenî dünyada iyi, güzel, faydalı gördüğümüz ve kendi bünyemize uygun bulduğumuz ne varsa alacağız. Bu, dünyanın gidişine ayak uydurmanın, kalkınmanın ve ekonomik büyümenin de bir gereğidir. Ancak bunu, millî kimliğimizi ve kültürel değerlerimizi koruyarak, millî kalarak başaracağız. Aksi halde “Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan olmaktan” kurtulamayız.             

KİTAP VE OKUMAK ÜSTÜNE (1)İŞSİZLİK VE KALKINMA ÜSTÜNEKALKINMA KÖYDEN Mİ, ŞEHİRDEN Mİ BAŞLAMALI?KİTAP, BİLGİ VE KÜLTÜR CAHİLLİK, FENALIK, TEMBELLİK, AKIL VE İLİM (2)CAHİLLİK, FENALIK, TEMBELLİK, AKIL VE İLİM (1)MİLLET, MİLLÎ KÜLTÜR VE ATATÜRKÇANAKKALE SAVAŞLARI VE ÇANAKKALE RUHUBAYRAMLAR VE NEVRUZ (BAHAR BAYRAMI-2)KÜLTÜR VE MİLLET İLİŞKİSİ ÜZERİNE (2)Yazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
KİM İÇİN BU BASIN HÜRRİYETİ?
Osman KARA
M. Halistin KUKUL
BEY KİMDİR?
M Halistin KUKUL
Atilla ÇİLİNGİR
MAZİDE KALAN TÜRKİYE...
Atilla ÇİLİNGİR
Prof. Dr. Mustafa ÖZDEMİR
İLK ADIM İSKELESİ
Prof Dr Mustafa ÖZDEMİR
Mustafa GENÇ
RAMAZAN SONRASI MÜSLÜMAN’A DOKUNMAK…
Mustafa GENÇ
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
KİTAP VE OKUMAK ÜSTÜNE (1)
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU