YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Prof. Dr. Mustafa ÖZDEMİR

ATATÜRK DEMOKRAT MIYDI?

I.Meşrutiyet öncesi ve meşrutiyet yönetimi oluşturulduğu seçimlerde demokrasiye geçiş isteği çok yüksekti. Ancak ilk deneme olduğu için yasal alt yapı demokrasi kurallarını içermiyordu. Batıda demokrasiyi yerinde gören az sayıda aydın demokrasiyi biliyordu. Geri kalan halk sadece “demokrasinin iyi bir şey” olduğunu duymuştu.  Resmi çevreler ve padişahın ise demokrasiyi tam bilmediklerini düşünüyorum.

Bir imparatorluğun demokrasiye geçmesi çok zor bir durumdur. Devleti oluşturan halkların kolay kandırılması, dış propaganda ve iç cehalet halkı bölmeye yeter eksikliklerdi. Tam da bu koşulların geçerli olduğu bir ortamda 1876 yılında I. Meşrutiyeti ilan ettik.  Nitekim eğitilmemiş, bölünmenin zararlarını anlayamamış vekillerden oluşan parlamento, devletin bir an önce parçalanmasını istiyordu. Vekillerin çoğunluğu Türk olmayanlardan olmasa bile milli bir imparatorluk fikrinden çok uzak Müslüman azınlıklardan milletvekilleri ile kendi milliyetçiliğinin fakına varmış Hristiyan unsurlar birleşerek parlamentoda devletin aleyhine karar alıyorlardı. Abdülhamit savaşa girmek istemiyordu. Ama parlamento savaş kararı almıştı. 1877 Rus savaşına böyle girmiştik. Bu ve benzeri ihanet işaretleri nedeni ile I.Meşrutiyet parlamentosunu kapattı. Böylece ilk demokrasi denemesi başarısız oldu. Kısaca ne halk ne de yönetim demokrasi uygulayacak kadar demokrasi okuryazarı değildi.

1908 yılında II. Meşrutiyet ilan edildiği zaman ise yine demokrasiden haberi olan insan sayısı azdı. Millet yeni arayışlara girmişti.” Üç tarz-ı Siyaset” tartışılıyordu.  Bir kısım aydın sayılabilecek insanlar Osmanlı olarak devem edelim, diyordu. Diğer bir kesim de Türk Milliyetçiliğinin etkin olmasını istiyordu. Başka bir grup da İslamcı bir siyasetle devam etmek gerektiği savunuyordu. Meşrutiyet ilanından sonra Milliyetçi- Batıcı karışımı olan fikirlerinde temel bir tutarlılık olmayan ittihat ve terakki iktidar oldu. Demokrasi emekleme dönemindeydi. Ama demokrasiyi doğru bilen aydınlar bile yoktu. Zaten İslamcı ve Osmanlıcılar demokrasiye karşıydılar. Devlet yıkıldıktan sonra, az çok ittihat ve Terakkicilerle ilişkisi olanlar ve Türk Milliyetçileri milli Mücadeleyi kazandılar.

Mustafa kemal Paşa ve etrafındaki çoğu asker olan kadro iyi eğitimliydi. Demokrasiyi biliyorlardı. Ama halk katmanlarında demokrasinin ismini bile duymayan büyük nüfus vardı. Basit okuryazarlık halk arasında %0,7 kadardı. Saray ve yarı aydın çevrelerde bu oran %7 civarındaydı. Şüphesiz bu şartlarda demokrasi uygulanamazdı.

Buna rağmen Mustafa Kemal ve kadrosu iki kez demokrasi kurmak için girişimde bulundu. Bunlardan ilki 1924 yılında kurulan Terakki Perver Fırkasıydı. Partinin kısmi olarak kadrosu cumhuriyete bağlıydı. Ama birden canlanan muhalefet, partiyi kısa zamanda büyüttü. Ancak muhalefetti, ama nasıl muhalefet? Milli Mücadele sırasında Kuvay-i Milliye’nin mücadele ettiği isyancıların başını çektiği bir muhalefete yeni kurulan devletin tahammülü yoktu. Kısaca bir demokrasi durumu yok, eski hesapları öne çıkarıp öç alma ya da mevcut devleti yıkma hali ortaya çıkabilirdi. O nedenle önlendi. Henüz demokrasiye hazır değiliz görüşü ağır bastı.

Daha sonra 1930 yılında bir Serbest Fırka denemesi yapıldı. Burada şöyle bir ümit vardı. Serbest Fırka’nın çekirdeği kısmen sol ve daha eğitimli bir kadroydu. Bunların Marksist- Leninist olmadıkları, sosyal demokrasiye yakın oldukları düşünülmüştü. Gerçekten öyle olanlar da vardı. Ama esas başı çekenler ilginç bir ortaklık oluşturuyordu. Hem Marksistler hem de cumhuriyet düşmanları birleşmişti. Atatürk’ün Lenin ile arası iyiydi, Ama Komünizme de tahammülü yoktu. Üstelik diğer cumhuriyet düşmanı muhaliflerle işbirliği kurulmuştu. Bu denemeye de son verildi. Üçüncü denemeye Atatürk’ün ömrü vefa etmedi. Onu da İnönü yaptı.

Buradan anlaşıldığına göre Atatürk demokrat bir şahsiyetti. Ancak rejimi devletin bekasından üstün tutamazdı. Öyle de yaptı. TBMM’ye her halde güvenmesi, Milli Mücadeleye TBMM’ile eşgüdümlü yürütmesi de onun aslında demokrat olduğunu gösterir.

İnönü biraz da Rus baskısı nedeniyle Batı’ya tam yaslanmıştı. Onların şartlarından birisi de demokrasiye geçmekti. 1950 yılında demokrasiye geçildi. Geçildi ama halk hala daha demokrasinin ne olduğunu bilmiyordu. Sadece iyi bir rejim olduğunu biliyor, bunun bir sihirli değnek olduğuna az çok inanıyor, oyunu gönüllü de kullanıyordu.

Bugüne kadar geçen zamanda olanları yazmaya girişirsek uzun sürer. O nedenle daha özlü bir anlatıma ihtiyaç olduğu ortaya çıkıyor.

Günümüzdeki durum nedir biraz da ona bakalım: 1950 yılında önceden yapılan bazı hazırlıklar sonucu demokrasiye geçtik. Bu tarih çok önemlidir. Ancak halkımız yine demokrasi hakkında yeterli bilgi ve kültüre sahip değildi. Merhum babamdan hatırlıyorum. Demokrasiye  “demirkrasi”, demokrat partiye de “Demir kırat partisi” derdi. Çok basit kurallarla demokrasinin oluştuğunu düşünürdü. Halkın çoğu da böyleydi.

İki büyük darbe ve küçük ara darbelerle 2017 yılına kör-topal bir demokrasi ile geldik. 2017 Nisan ayında yapılan sakat bir referandumla demokrasiden yaklaşık tamamen ayrıldık. Eşi benzeri tanımlanmamış bir tek adam sistemine geçtik. Kısa bir sürede, yeni “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” yaklaşık üç yılda ülkemizi her bakımdan tükenme noktasına götürdü. Şimdi bundan güçlü bir demokrasiye temel olmak üzere hızla çıkmamız gerekiyor. Ancak halkımız halen demokrasiyi bilmiyor. İki yıl önce dünya çapında yapılan bir araştırmanın Türkiye ile ilgili olan bölümünden kısa bir kısmı verirsek durum anlaşılır: Türk Halkının %43’ünün Türkiye’de “demokrasi var ve uygulanıyor” diyor. Halkın %89’u “Demokrasi çok önemlidir. Uygulanmalıdır” diyor. Türk yurttaşları için bu konuda şöyle bir analiz yapabiliriz: %43’ümüz demokrasinin ne olduğunu bilmiyor, ya da bunlar arasında bildiği halde siyasi nedenlerle demokrasi var diyebiliyor. Aslında Türkiye’de demokrasi yoktur. Demokrasinin 23 kuralından hiç birisi uygulanmamaktadır. Uygulanır gibi görünen bir iki kural sayılabilir. %89 demokrasi yok ama olsa iyi olur demek istiyor. Bunlar arasında yukarıdaki%43’ün çoğunluğu da bulunuyor. %11 de demokrasiye inanmıyor.

Bu rakamlar fena değil am hepsi demokrasinin gerçekte ne olduğunu bilse demokrasi rejimine geçmemiz kolaylıkla mümkün olur. Sadece mümkün olmak yetmez, demokrasinin devamını sağlayacak bilim ve kültüre ihtiyaç vardır. Ben şahsen yeniden gerçek demokrasiye geçeceğimize inanıyorum. Umarım çok yakında bu hedefe ulaşılır.

İLK ADIM İSKELESİATATÜRK DEMOKRAT MIYDI?DEMOKRASİLERDE ETNİK SORUNLAR NASIL ÇÖZÜLÜR?DÜRBÜNÜMSEMERKANTDOĞRU YOLBURÇİN’İN GÖKADASIORGANİZMALAR NE ZAMAN ÇÖKER?TERÖRİSTMİŞİZBİR DAVUD ARIYORUMYazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
BU AÇIK BİR İSTİLADIR
Osman KARA
Prof. Dr. Mustafa ÖZDEMİR
İLK ADIM İSKELESİ
Prof Dr Mustafa ÖZDEMİR
Atilla ÇİLİNGİR
‘’19 MAYIS 1919’’ BAĞIMSIZLIĞIMIZA ATILAN İLK ADIM
Atilla ÇİLİNGİR
Mustafa GENÇ
RAMAZAN SONRASI MÜSLÜMAN’A DOKUNMAK…
Mustafa GENÇ
M. Halistin KUKUL
O, BİTTİ BEYİM
M Halistin KUKUL
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
KİTAP VE OKUMAK ÜSTÜNE (1)
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU