YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Atilla ÇİLİNGİR

KIBRIS…

        Bizim kuşaklar ‘’KIBRIS’’ adını ilk kez 50’li yılların ortasında duymuştu! Çünkü adanın diğer halkı Rumlar Ata yadigârı bu ada parçasını ele geçirerek, Yunanistan’a bağlamak amacıyla adada yaşayan soydaşlarımıza akla vicdana sığmayan zulümler, baskılar yapmaya başlamış, tüm dünyanın gözü önünde sadece Türk oldukları için katledilen yüzlerce insanın ölüm haberleri ülkemizin her yanını kaplamıştı.

         O dönemde ülkemizi yöneten siyasiler, Yunanistan ile iyi komşuluk ilişkilerini devam etmek için Kıbrıs konusunda iki ülke arasında herhangi bir sorun yoktur derken! Türk Milleti bu konuya sahip çıkmış, ‘’Kıbrıs adası ata yadigârımızdır, bu mesele bizim milli davamızdır’’ demiş. Ülkemizin dört bir yanında orada yaşayan soydaşlarımıza destek mitingleri düzenlemişlerdi.

       Kıbrıs Türk Toplumunun liderleri de boş durmamışlar, anavatanları olarak belledikleri Türkiye’nin desteğini alabilmek, en azından Kıbrıs adasının Türk Milleti için ne kadar önemli olduğunu anlatabilmek adına devletimizi yönetenlerle temas kurmuşlar, bu girişimlerinde de başarıya ulaşmışlardı.

       Evet, Kıbrıs konusu; artık milletimizin olduğu kadar devletimizin de milli davasıydı. Bu başarının mimarları Kıbrıs Türk Toplumunun o dönemdeki lideri Dr. Fazıl Küçük ve Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu Başkanı Rauf Raif Denktaş’tır.

      Dr. Küçük ’ün sağlık nedeniyle görevini Denktaş’a teslim etmesinden sonra başlayan zorlu süreçte Denktaş adı dünya kamuoyunda öne çıkacak, Türkiye’nin de desteğini alan Rauf Denktaş; Kıbrıs Milli Davamızı yılmadan savunan önce halkının özgürlüğüne kavuşmasını, en nihayetinde de adada kurulan egemen bir devletin sahibi olmasını sağlayan eşsiz bir lider olarak tarih sayfalarına adını altın harflerle yazdıracaktır.

     50’li yıllardan 1974’e kadar geçen süreç, adada yaşayan Türkler için en acılı yıllardır. Yıllarca Rumlarla iç içe yaşayan ama özellikle 1955 yılı ile başlayan zulüm sürecinde Rum çeteleri tarafından bir gece yarısı hiçbir nedeni yokken evinden alınan, yolda yürürken yolları kesilen, sırf Türk oldukları için diri, diri toprağa gömülen, 1963 Kanlı Noel’i sonrasında evleri, malları yakılan, topraklarından sürülerek göç yollarına düşen Kıbrıs Türk’ü, 20 Temmuz 1974 tarihinde Mehmetçiğin adaya ayak basması ile önce hayata, sonrasında özgürlüğe en nihayetinde de 40 yıldan beri yaşadığı kendi devletine KKTC’ye kavuşmuştur.

    Kıbrıs adasının yakın tarihimize iz bırakan bu özgeçmişini hatırlattıktan sonra böylesi bir yazıyı neden kaleme aldığımı açıklamalıyım.

    Değerli Okur:

    1571 yılında başlayan Kıbrıs sürecimiz aslında önce Lozan anlaşmasıyla, sonrasında da 20 Temmuz 1974 tarihinde bizim için bitmiştir. Artık Kıbrıs Rum tarafı için Enosis hayali de sona ermiştir. Kıbrıs Türk tarafı içinse kendi devletinde özgürce yaşama dönemi başlamıştır. Bundan sonra bu adada sınırları belli, bayrağı ayrı, yönetimi ayrı iki devlet yaşayacaktır.

    Ardımızda kalan yarım asırlık süreç Kıbrıs adasında çok şeyleri değiştirmiş. Bu çarpıcı değişimin en öne çıkanı da adada yaşayan iki ayrı halk olduğu gerçeğini tüm dünyanın gözü önüne sermiştir.

    Dili, dini, örf ve adetleri, yaşam biçimi, dünya görüşü tamamen ayrı olan bu iki halk gerçeğini görmemek, bu halkların yeniden bir arada yaşaması için yıllardan beri yapılan müzakere sürecine yeniden dönmek mümkün müdür?

    Ama gelin görün ki, adanın stratejik özelliğini bilen, çevresindeki enerji kaynaklarında gözü olan dünya devleri Kıbrıs’ta yaşayanları bir türlü rahat bırakmamakta, ada yönetiminde etkili olabilecek kimi siyasetçileri de zaman, zaman kendi menfaatlerini savunsunlar diye desteklemeye devam etmektedirler.

     Bunun örneklerini rahmetli Denktaş’ın siyasetten aktif olarak ayrılmasından sonra en çok da Kıbrıs Türkleri yaşamış! Hele ki, adı ‘Annan’ olan o tuzak planın onaylandığı 2004 yılında özellikle de KKTC’de yaşananlar nedeniyle kendi kurdukları devletten dahi vazgeçmek anlamına gelen bu tuzak plana ‘’evet’’ demek zorunda bırakılmışlardır. Daha sonraki süreçlerde Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunan Mehmet Ali Talat ve Mustafa Akıncı dönemlerinde yaşananları, bu süreçteki müzakerelerde ‘’Birleşik Kıbrıs’’ hamlelerini, Rumlarla iç içe yaşamak gayretlerini de unutmamak gerekir.

     2022 yılının ortalarına geldiğimiz bu dönemde Kıbrıs’a baktığımızda görünen tek şey adada barış içinde yaşayan iki ayrı halkın, iki ayrı devletin varlığıdır.

      En son 2017’de İsviçre’nin Crans Montana kentinde Garantör ülkeler; Türkiye-Yunanistan- İngiltere’nin katılımıyla yapılan Kıbrıs müzakeresi; Rum tarafının özellikle Türkiye’nin garantörlüğüne karşı çıkması ve öncelikle Türk askerinin adayı terk etmesi ısrarı nedeniyle diğer konu başlıkları görüşülemeden sona ermiştir. 5 yıldan bugüne bu süreçten resmi bir haber yoktur.

     Ama Türkiye bu süreçte adada yaşayan Kıbrıs Türk’üne verdiği desteği her geçen gün arttırmakta, KKTC’ni mali ve ekonomik yönden desteklemeye devam etmektedir.

    Kıbrıs stratejik yönden Akdeniz’in orta yerinde önemli bir ada parçasıdır. Adayı elinde bulunduran taraf gerek Ortadoğu petrolleri üzerinde, gerekse bu adanın çevresinde bulunan zengin hidrokarbon yataklarında söz sahibidir. Kaldı ki bu enerji kaynaklarında Türkiye’nin ve KKTC’nin hem tarihi hem de hukuksal hakkı vardır.

   Aslında dünya devlerinin ada üzerindeki ilgisi de stratejik öneminden, çevresindeki zengin doğal gaz yataklarının bulunmasından kaynaklanmaktadır. Yoksa adada Türkler yaşıyormuş, Rumlar yaşıyormuş iki devlet mi olsun, birleşik Kıbrıs mı kurulsun bunların hiçbirisi umurlarında değildir! Bu tercihlerini doğrulayan en çarpıcı gerçek adada iki üssü bulunan İngiltere’nin davranışında gizlidir! 1968 yılından bugüne devam eden Kıbrıs müzakerelerinde adanın diğer garantörü İngiltere, daima perde gerisinde rol oynamış, adadaki üsleri hiçbir şekilde müzakerelere konu olmamıştır!

     Çünkü buradaki üsler İngiltere-ABD ikilisine gerek Akdeniz’de, gerekse Ortadoğu’da güç, Rusya ve Çin ikilisine karşı üstünlük sağlayan en önemli kazanımdır.

     2023 yılında kuruluşunun yüzüncü yılını kutlayacak olan devletimizin, Kıbrıs konusunda yapacağı bir tek şey kalmıştır. O da adada özgürce yaşayan Kıbrıs Türk Halkının egemenliğini temsil eden KKTC devletinin tanınması yolunda atacağı adımdır.

     İnancım o dur ki, bu önemli adım bulunduğu coğrafyada dostuna güven, düşmanına korku veren Türkiye Cumhuriyeti Devletini her zamankinden daha güçlü kılacak, KKTC devletini de sonsuza değin aydınlık yarınlara taşıyacaktır.

ÖZGÜRLÜK NE DEMEKTİR?20 TEMMUZ 1974 KIBRIS DESTANI…KIBRIS’TA KKTC’NİN VARLIĞI GÖZ ARDI EDİLEMEZKIBRIS…MAZİDE KALAN TÜRKİYE...GERÇEKLER VİCDANLARDA KARŞILIĞINI BULAMAMIŞSA EĞER!‘’19 MAYIS 1919’’ BAĞIMSIZLIĞIMIZA ATILAN İLK ADIMANNELER GÜNÜNDE YAŞANAN GERÇEK…TARİHTEN ÖNEMLİ BİR SAYFA!KANLA YAZILAN DESTAN ÇANAKKALEYazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
UNUTULAN/UNUTTURULAN KIBRIS VE BARIŞ HAREKÂTI
Osman KARA
Mustafa GENÇ
AK PARTİ’DE BEYİN ÖLÜMÜ MÜ YOKSA ÇOKLU ORGAN YETMEZLİĞİ Mİ?
Mustafa GENÇ
Atilla ÇİLİNGİR
ÖZGÜRLÜK NE DEMEKTİR?
Atilla ÇİLİNGİR
M. Halistin KUKUL
Beyitlerle MEMLEKET MANZARALARI-12
M Halistin KUKUL
Prof. Dr. Mustafa ÖZDEMİR
İLK ADIM İSKELESİ
Prof Dr Mustafa ÖZDEMİR
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
KİTAP VE OKUMAK ÜSTÜNE (1)
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU