YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Nevval SEVİNDİ

DİL SÖYLER VE SAKLANIR

“Dedikodu baldan tatlıdır” derler. Dedikodu ayaküstü ya da uzun geceler boyu yapılan “demek” ve “üstüne koymak” kavramlarıyla yaratılan bir sözcük. Çağrışımı bol bir sözcük.

 

Türkiye’de ise dedikodu başta gelen sanayi kollarından biri. Bunu yapanlar için matematik bile pozitif bilim sayılmaz. Söyleyen bunu ballandırarak ve bire bin katarak anlatır ki karşısındakini inandırsın. Kendini güçlendirecek bütün ayrıntıları süsleme olsun diye öyküye katar. Böylece bir satırlık eylem cümlesinden bir öykü üretmeyi başararak değme romancılara taş çıkartır. Öykünün o tek cümlesi şu olabilir: Onu evin kapısından aceleyle çıkarken gördüm.

 

 

Gerisi görülmeyen, bilinmeyen bölüm üstüne kurgulanmış süslemelerin gerçekmiş gibi anlatımıdır artık.

Kadınların günlerinde demli çaylar eşliğinde orada olmayanlar üstüne yapılan sohbetlere dedikodu dersek herkes çok alınır biliyorum. Yanan bir odun sobası başında kızaran kestane kokusuna karışan çıtır çıtır seslerin ve şen kahkahaların dedikodu lezzeti insanı mutlu eden bir rehavet sunar. Unutulmaz geceler boyu yapılan laklakın en kremalı yerlerini dedikodunun aldığını kim unutur?

 

 İş bu küçük ve sevimli dedikodularla bitmez. 1930/40 romanları kadınların hayatını söndüren, onları kötü yola düşüren hain dedikodularla doludur. Güzel öğretmene asılan müdür beyin emeline nail olamayınca attığı iftira ile işinden olan muallimelerin öyküsü. İnsanların duymakla yetinerek, dedikoduya gerçekmiş duygusu vermeleri. Yani yargısız infaz günümüz deyimiyle. Türkiye’de en ciddi sanılan bilim yuvalarından iş yerlerine medyadan sanat kulislerine kadar dedikodu  “makale” muamelesi görür. Belki deneme diye adlandıran da olabilir!

 

Sonuç olarak; televizyonlarda en çok izlenen, muteber programların saf, damardan dedikodu programları olması bir tesadüf değil herhalde. Hiç tanımadığımız ya da tanıdığımızı sandığımız insanların özel yaşamları, kimin kime ne dediği bir dedektif titizliğiyle seyirciye aktarılır.

Politika ise baştan aşağıya dedikoduyla beslenerek yapısal olarak kemikleşmiş bir kurumdur. Kim kimin ayağına nasıl ve ne zaman basacak sorusunun karşılığı kırk tilkinin kafada dönme hali.

Anadolu’da ihtiraslı dedikoduculara  “dili kurtlu “denir.  Parayla yatıp kalkan bir toplumda ise en büyük suçlama birinin birinden para aldığı için bir şey yaptığını söyleme becerisidir. Parayı bu kadar sevip de parayı aynı zamanda suç unsuru olarak gösteren başka bir toplum bulmak zor sanırım. Burada asıl önemlisi dedikoduyu duyanın sadece “duyma” işleviyle sınırlı kalması ve hiç bir düşünce biçimine iltifat etmemesidir. Düşünüp de ne olacak? Ortada ne araştırma, ne belge ne bilgi var, oh! ne rahat hayat. Ben söyledim herkes inandı. Bilimsellik sıralamasında en alt sıralarda sürünmemizin bununla bir ilgisi var mı sizce?

 

 

Ama hakkını yemeden dedikodunun önemli bir fonksiyonu yerine getirdiğini söyleyelim; dedikodu yaygın bir enformasyon sistemidir. Bu ağ sayesinde en olmadık, en yasaklı yerlerde haber kuş gibi uçar gider. Kulaktan kulağa iletişim tüm uydu yayınları yaya bırakarak herkese yetişir. Diktatörlerin baş edemediği bir iletişim biçimidir dedikodu.

  1. yüzyılın bilgi çağı olduğu rivayetini belki duyan olmuştur. O nedenle söylemeliyim; artık dünyada enformasyon sistemleri değişti.

 

 

Dil söyler saklanır da, ancak icraatı tüm yalanı, dedikoduyu ortaya serer çarşaf çarşaf. Şekle şemale inanmamalı, kabuğa değil içine bakmalı.

 

KORONALI GÜNLERBEN YARINI DÜŞÜNÜRÜMCENNETİN ANAHTARIDİL SÖYLER VE SAKLANIRMİLLİ SİNEMA VE FİLMKİMLİĞİ OLAN KENT1928’DE ERGENEKONİyiliğin rengi beyazSessiz ol kalbini dinle!Zaferin Doruğu: EdirneYazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Vedat ÇINAROĞLU
15 TEMMUZ’UN ÇÖZMEK-2
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Adem’in Öteberileri 11 Ağustos 2020
Adem ERTÜRK
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
TÜRK, TÜRKLÜK VE TÜRK MİLLETİ
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Osman KARA
HİLAFET Mİ DEDİNİZ?
Osman KARA
Atilla ÇİLİNGİR
BİR ZAMANLAR AKDENİZ’İN LAS VEGASIYDI…
Atilla ÇİLİNGİR
Prof. Dr. İsrafil BALCI
Merhaba Décadence
Prof Dr İsrafil BALCI
Mustafa GENÇ
DİYANET- AYASOFYA VE KEMALİSTLER!
Mustafa GENÇ
Embiya SANCAK
Omü Mimarlık Fakültesi Dekanı, Sayın Derya Oktay Samsun’a Veda Ederken
Embiya SANCAK
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
M. Halistin KUKUL
TÜRK KADINI: 100 YIL ÖNCE..
M Halistin KUKUL
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Nevval SEVİNDİ
KORONALI GÜNLER
Nevval SEVİNDİ
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU