YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Prof. Dr. İsrafil BALCI

Kudüs İlk Kıble mi?

Trump’un “Yüzyılın Anlaşması” olarak isimlendirdiği planın detayları açığa çıkınca Kudüs konusu yeniden gündeme geldi. Özellikle bu konuya duyarlılık gösteren halkımız haklı tepkiler gösterdi veya gösteriyor.

 

Ne yazık ki ülkemizde olduğu kadar Kudüs meselesi Arap dünyasının çok da umurunda değil. Nitekim başta Suudi Arabistan olmak üzere birçok Arap ülkesi Trump’un planına tam destek verdiğini açıkladı. Sessiz kalanların durumu ise bunlardan farksız değil. Sesi çıkabilecek veya İsrail’e karşı belli bir blok oluşturabilecek güçlü Irak, Libya ve Suriye gibi Arap devletleri ise adeta enkaza çevrilerek adım adım İsrail’in önü açıldı ve hazırlanan senaryo nihayet sahneye kondu

 

Deyim yerindeyse yüz yıl önce Mekke’yi ve Medine’yi (hatta kendilerini) İngilizlere satan hain Arap şeyhleri, yüz yıl sonra bu sefer Kudüs’ü İsrail’e satmış oldular. Bu arada Filistinlilerin de vaktiyle kısa günün kârı olarak görüp fiili anlamda Yahudilere arazi sattıklarını da not edelim. Ne hikmetse o gün de, bu gün de ceremesini çeken yine bizleriz. Dikkat edilirse savunan da aynı hain de. Değişen şey ise Kudüs’ün Müslümanların avucunun içinden uçup gitmiş olması, acı ama gerçek bu.

 

Görebildiğimiz kadarıyla devlet olarak en sert tepkiyi Türkiye gösterdi, ancak bu durum gidişatı değiştirir mi bilemiyorum. Sonuçta bizim bağırmamız bize kalır gibi görünüyor.

 

Halkın gösterdiği tepkinin arkasında daha çok duygusallık ve hamasetin ön planda olması dikkatimi çekti. Hz. Ömer’in mirası, Selahaddin Eyyûbî’nin hatırası veya Osmanlı’nın yadigârı gibi romantik tanımlamalar belki duyguları okşayabilir, ancak bunların hiçbir anlam ifade etmeyeceğinin bilinmesi gerekir. En ilginci ise Kudüs’ün “ilk kıble” olduğu yönündeki tanımlamalar. Maalesef bu tanımlama konusunda ciddi bir bilgi eksikliği söz konusudur. Hatta bu yazıyı kaleme almamın muharrik unsurlardan birisi de bu tanımlamadır.

 

Kudüs kesinlikle ilk kıble değildir.

Türk halkının kahir ekseriyeti Kudüs’ü, daha doğrusu buradaki Süleyman Mabedi’ni (Beytulmakdis) İslâm’ın ilk kıblesi olarak bilir veya tanımlar. Hatta (çok azı istisna tutulursa) İlahiyat Fakülteleri’ndeki akademisyenlerden Diyanet İşleri Başkanlığı’na kadar halkın hemen her kesimi bu yanlış tanımlamayı kullanmaktadır. Nitekim Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş da resmi twitter hesabından yaptığı açıklamada bu tanımlamayı kullanarak Kudüs’ü ilk kıble olarak nitelemiştir. Oysa Kudüs kesinlikle ilk kıble değildir, aksine İslâm’ın ilk kıblesi Kâbe’dir. Kudüs’teki Süleyman Mabedi bir dönem Hz. Peygamber tarafından kıble edinilmiş, ancak daha sonra nâzil ayetlerle beraber nihai kıble Kâbe olmuştur. Dolayısıyla Kudüs ikinci kıble konumundadır.

 

Şunu da ifade edelim ki, birinci veya ikinci kıble olması Kudüs’ün Müslümanlara ait olduğu gerçeğini değiştirmez. Süleyman Mabedi kadar, Emevi Halifesi Abdulmelik döneminde inşa edilen Mescid-i Aksa ve Kubbetüssahre gibi abide eserler buranın bir İslâm beldesi olduğunun açık belgesidir. Dolayısıyla buranın ilk veya ikinci kıble olmasının çok da bir önemi yoktur. Hele hele adım adım Kudüs’ün elden gittiği bir dönemde, böyle bir tartışmanın kimseye bir yararının olmayacağının da bilincindeyim. Zaten Müslümanlar bu tür sığ konularla zihinlerini meşgul ederken, atı alan çoktan Üsküdar’ı geçti bile. Biz ise henüz hamaset duygusundan uyanmış değiliz. Demem o ki, şayet Kudüs davası güdülüyorsa, en azından doğru bilgilerle ve doğru tanımlama ile savunulsun veya savunulmalıdır. Zira bilimsel ciddiyet ve akademik hassasiyet bunu gerektirir. Ayrıca yanlış tanımlama ile doğru veya haklı davanın savunulması gibi bir tezadın giderilmesinden yanayım.

 

Kudüs ve kıble konusuna özel olarak kafa yormuş ve bu konuda akademik çalışma yapmış birisi olarak şunu belirteyim ki, Hz. Peygamber Mekke’de ibadet hayatına başladığı zaman Kâbe’ye yönelerek namaz kılıyordu. Zaten Araplar tarafından da burası kıble olarak anılıyordu ve ibadet ederken buraya yöneliyorlardı. Resulullah da o toplumun bir üyesi olarak ibadete başladığı zaman Kâbe’ye yönelerek namaz kılmıştır. Nitekim peygamberliğinin ilk yıllarında Kâbe avlusunda ibadet ettiği için zaman zaman müşriklerin baskısı ve eziyetlerine maruz kalmıştır. Kaynaklarda da risaletin ilk döneminde Hz. Peygamber’in Kâbe’ye yönelerek namaz kıldığı konusunda çok sayıda veri bulunmaktadır.

 

Peygamberliğin on birinci yılına doğru Hz. Peygamber Medinelilerle tanışınca, Akabe görüşmelerinden sonra buraya hicret etmeye karar vermiş ve yavaş yavaş alt yapı çalışmalarına başlamıştır. İlk adımlardan birisi olarak buradaki Yahudi cemaatini de dikkate alarak onların mabedini dışlamadığını göstermek amacıyla Medine’de kendisine inanan müminlerin Kudüs’e yönelerek ibadet etmelerini istemiştir. Kendisi de hicret edene kadar yaklaşık bir buçuk yıl Kâbe’nin güneyinde durarak iki kıbleye birden yönelip ibadet etmiştir. Medine’ye hicret edince takriben bir buçuk yıl daha Kudüs’e doğru namaz kılmış ve ardından kıble değişikliğini konu edinen ayetlerin inzaliyle beraber (Bakara 2/142-150) Kâbe nihai kıble olarak belirlenmiştir. Bu verilere göre kabaca söylemek gerekirse Kudüs yaklaşık bir buçuk yıl hicret öncesinde, bir buçuk yıl da hicretten sonra olmak üzere üç veya üç buçuk yıla yakın bir süre kıble edinilmiştir.

 

Kudüs’teki Beytülmakdis’in ilk kıble olmadığı gerçeği bizzat ayetle de sabittir. Ancak az önce dile getirilen veriler dikkate alınmadığı için bu detay gözden kaçırılmıştır. Nitekim kıble değişikliğini konu edinen Bakara suresindeki ayette şu açıklama, yoruma meydan vermeyecek kadar açık bir şekilde Kâbe’nin ilk kıble olduğunu tevsik etmektedir:

“…ve-mâ cealnâ’l-kıbletelletî künte aleyhâ illa…/Daha önce yöneldiğin yönü kıble tayin ettik.” (Bakara 2/143).

Ayetteki “künte aleyhâ” kavramı, geçmiş zamanı ifade eder ve “daha önce yöneldiğin yön” anlamına gelir. Bu ayet nazil olduğu zaman Hz. Peygamber Kudüs’e doğru namaz kıldığına göre ve kıble değişikliğini emrettiğine göre, daha önce yöneldiği yön hiç tereddütsüz Kâbe’dir. Ancak kıble değişikliği konusu Medine’de nazil olan Bakara suresindeki ayetlerle beraber ele alındığı için ve ayet inzal edildiği zaman Hz. Peygamber de Kudüs’e doğru namaz kıldığı için burası “ilk kıble” gibi algılanmıştır. Diğer bir deyişle Hz. Peygamber’in Medinelilerle tanışmasına kadar Kâbe’ye yönelerek ibadet ettiği gerçeği gözden kaçırılmıştır.

 

Ne yazık ki, bu tarihi akış göz önünde bulundurulmadığı için birçok mealde bile az önce referans verdiğimiz ayetin ilgili bölümüne, “üzerinde bulunduğun yönü kıble tayin ettik” gibi bir anlam verilmiş ve yanlış meallendirilmiştir. Nitekim başta Diyanet’e ait meal –şayet değiştirilmemişse- olmak üzere, birçok mealde bu yanlış anlamlandırmayı görmek mümkündür. Oysa ayet nazil olduğu zaman Resulüllah’ın üzerinde bulunduğu kıble Kudüs’tür ve kıblenin değiştirilmesi emredildiğine göre, burada kastedilen kıble Kâbe’dir.

 

Konunun birçok detayı daha zikredilebilir, ancak hacmi artırmamak için daha fazla uzatmayı gerekli görmüyorum. Merak eden okurlarım “Hz. Peygamber ve Namaz” konulu kitabıma bakarak veya “kıble” konusuyla ilgili yazdığım müstakil makaleye ulaşarak detaylı bilgi edinebilir.

Kudüs İlk Kıble mi?Şiî Fanatizminin Alternatifi Sünni Fanatizmi mi?Müsriflik denizinde dindar kasıntılarDİN ADAMI TANIMLAMASIHz. Peygamber’in Zeyneb’le Evliliği; İddia ve PolemiklerHz. Peygamber'in Cenazesini 17 Kişinin Kıldığı İddiasıKanayan Yara KerbelâKurban, Kan ve BayramNepotizm HastalığıEnsar ve Muhacir RetoriğiYazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN
Yılmaz HOCAOĞLU
Adem ERTÜRK
Adem'in Öteberileri 18 Şubat 2020
Adem ERTÜRK
Mustafa GENÇ
İNSANLIK DONMUŞTUR!
Mustafa GENÇ
Nevval SEVİNDİ
CENNETİN ANAHTARI
Nevval SEVİNDİ
Embiya SANCAK
MİMAR BAŞKANIN MİMARLAR TOPLANT
Embiya SANCAK
Osman KARA
OZAN ARİF’İ ANMAK
Osman KARA
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
EĞİTİM, BİLGİ VE ÇALIŞMA
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Atilla ÇİLİNGİR
KKTC CUMHURBAŞANI AKINCI’DAN SKANDAL SÖZLER..!
Atilla ÇİLİNGİR
Vedat ÇINAROĞLU
SİYASİ AYAK
Vedat ÇINAROĞLU
M. Halistin KUKUL
DUÂ
M Halistin KUKUL
Turgay SÖZEN
Birlik-Beraberlik Zamanı!
Turgay SÖZEN
Prof. Dr. İsrafil BALCI
Kudüs İlk Kıble mi?
Prof Dr İsrafil BALCI
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (1)
Saffet Atik
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Sacit ACAR
STANDART YAŞAM
Sacit ACAR
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Dr. İbrahim YILDIRIM
ABD, Arka Ayakları ile Kulağının Arkasını Kaşıyor
Dr İbrahim YILDIRIM
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU